Yeni yılın ilk ayı ve düşündürdükleri
Günler çok hızlı geçiyor. Yeni yılın ilk ayı geçti bile. Yine dünyada kavga döğüş, savaşlar, yine genel anlamda toplumda insanlar çok mutsuz, çok hoyrat, çok kavgacı ve sorun çıkarıcı. Tutulmayan sözler. Söylenen yalanlar. Bizim içine doğup büyüdüğümüz eski dünyanın daha huzurlu, birbirine daha saygılı, söz vermenin yeterli olduğu, her konuda sözleşme yapmanın gerekmediği, sık sık hukuka başvurulmadığı günleri geride kaldı…
Bu yılın da ilk ayı Suriye, Gazze, Ukrayna ile yetmedi, Grönland, Arktik tartışmaları ile geçti. Dış dünya böyle iken içimizde de siyasi kavgalar, öldürülen kadınlar, çocuklar, tekbir getiren sokak görüntüleri kaygımızı artırdı. Hayat çeşitli huzursuzlar içinde akıp gitmekte. Müdahale edebildiklerimiz var, edemediklerimiz ve ancak büyük üzüntü duyduklarımız var.
Almış bir yarış gidiyor… Çevremdekilerin çoğu kendini yeterli ve bu nedenle huzurlu hissetmiyor. Herkes diyette, kilolu olanlar komplekste. 60’ına gelmiş, 60’ı geçmiş kadınlar hala genç görünebilmek hevesiyle estetik ameliyatlarda, botoxlarda… Oysa yüzümüzdeki her bir çizgi kaç yıllık bir deneyime, emeğe, bilgeliğe işaret ediyor acaba? Altmışlıklar genç kızlarla yarışta estetik ameliyatlarda… Yaşları ve çizgileriyle yani bilgelikleriyle barışık değil…
Almış bir yarış gidiyor… Çocuklar okulda, derslerde yarış atına dönüşmüş. Anneler çocuklarının başarısı üzerinden........
