menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir ara duraktı “Eylül”

35 0
17.09.2026

Her yıl yazdığım Eylül yazılarını yinelerken Eylül’ün yarattığı duyguların değişmediğini, Türkiye’nin de istikrarlı bir şekilde değişmemekte direndiğini, Tanpınar’ın tespitiyle evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmasına imkan tanımadığını yaşayarak deneyimledim. Bu nedenle güncelliğini koruduğunu düşündüğüm geçen yıl yayınlanan yazımı paylaşıyorum.

“Bir Eylül daha gelip geçti. Yazın enerjisinden, yeşilinden, mavisinden kopup dingin bir sarılığı, ayrılığı, vedaları, özlemleri, yeniden kavuşmanın umutlarını barındıran bir ara durak Eylül.

Ancak ülkenin hiç değişmeyen gündemi bu duyguları yaşamamıza engel oluşturmakta. Adaleti, barışı, huzuru, istikrarı sağlayamamış, toplumsal meşruiyeti olan uzlaşı anayasasını yapmayı dahi becerememiş zihniyet malulü bir ülkede yaşıyoruz.

Bir an için ülkenin bizi karamsarlığa sevk eden kafkaesk ortamından sıyrılıp Eylül’ün bende yarattığı duygularla karşılaşmak için doğanın ritmine döndüm. Gelenekesel olarak yazdığım Eylül yazılarımda duygularımın değişmediğini, Eylül’ün içinden geçen şiirlerin anlamlarının ve etkilerinin sonsuz olduğunu anladım. Şiirin bizi sağalttığı, umut etme ve direnme gücümüzü arttırdığı açık.

Eylül geçip giderken hüznü gecikti. İnsanın hoyratlığı iklimleri, mevsimleri değiştirmekte. Doğayı vahşice tahrip eden, yeryüzünün hareketli hareketsiz tüm canlılarını yok etmeye götüren açgözlü süreç insanın kendisinin de sonunu getirmekte.

Yaşadığımız ailenin, çevrenin, ve dünyanın ağır yükü… İdeolojik-dogmatik dayatmaların, kodlamaların kuşatması altında kalmanın yarattığı düşünsel, zihinsel, ruhsal sefalet.

Sanki büyük bir kafes bizi çevrelemekte. Kafesin dışına çıkarak şiir ülkesine bir süreliğine göç etmek ruhunu kirlerinden arındırmaya, deruni yaraları onarmaya çalışmak demek.

Neşesi kaybolmuş bir dünyanın içinde hüznün de esrikliği kaybolmuş gibi. Ağaçların, kuşların, böceklerin akışa bağlanmış dinginliğinin, doğadaki sessizliğin kutsal hazinesinden yayılan yeryüzü şarkılarının, dansın, neşenin ne kadar uzağındayız.

Şiirin içinden Eylül daima geçmiş ya da Eylül'ün içinden geçen şiirler olmuştur. Farsça’da hezan... Zamanla hazana dönüşmüş. Hüzün hazanın özünde şiiri beklemektedir. Şairleri ölmeyen şiir ülkesinden renk renk şiirler derleyip yaralı ruhlara şifa dağıtmak bir yazarın insanlığa borcudur.

Divan şairlerinden Ahmet Paşa Hazaniye Kasidesi’nde, yanaklara süzülen gözyaşı........

© Artı Gerçek