menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Terörsüz Türkiye"nin mücahid bakanları...

20 0
yesterday

Türkiye'de MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "Terörsüz Türkiye" çıkışı üzerine TBMM'de kabul edilen "PKK/KCK terör örgütünün fiili varlığına son verme" yasasının uygulanması konusunda belirsizlikler sürüp giderken, hafta başında arka arkaya gelen üç haber "terörsüzleştirme" şovunun gerçek yüzünü daha net ortaya koydu.

İlki Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'den... Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında savunma sanayii işbirliğini sağlamak üzere Katar'a giderken sansasyonel bir açıklama yaparak, PKK'nin silah bırakmasına ve Rojava'daki Kürt özerk yönetiminin Şam'a tabi kılınmasına rağmen Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki askeri varlığını sürdürmeye devam edeceğini duyurdu.

İkincisi "Terörsüz Türkiye"nin mucidi MHP lideri Devlet Bahçeli'den... PKK'nın Türkiye, Irak ve Suriye'de silah bırakmasıyla da yetinmeyerek İran'daki Kürt örgütü PJAK'ın ve tüm kollarının da bir an önce silah bırakmaları gerektiğini buyurdu.

Üçüncü haber ise, Avrupa Birliği'nin başkenti Brüksel'den... Salı günü Belçika'nın ve Türkiye'nin dışişleri, adalet ve içişleri bakanlarının katılımıyla yapılan toplantıda Türk tarafı cengaver kesilerek Belçika'yı başta PKK olmak üzere Türkiye kökenli örgütlerin yurt dışındaki varlığına son verici önlemler almamakla suçladı.

Bu kritik toplantıda Belçika tarafını Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Adalet Bakanı Annelies Verlinden, Güvenlik ve İçişleri Bakanı Bernard Quintin ile İltica ve Göç Bakanı Anneleen Van Bossuyt, Türkiye tarafını ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi temsil etmekteydi.

Toplantıda Hakan Fidan ve Akın Gürlek'in de kafa sallayarak onayladıkları konuşmasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Belçika'ya şu saldırılarda bulundu:

"Belçika'da PKK, DHKP-C, MLKP, TKP-ML ve FETÖ gibi terör örgütü mensuplarının varlık göstermesi, hatta bu ülkeyi bir üs gibi kullanması, müttefiklik ruhuyla bağdaşmamaktadır. Terör bugün bir ülkenin derdi, yarın herkesin kabusudur. Nitekim PKK, DHKP-C ve MLKP gibi örgütler, Belçika'da silahlı eylem gerçekleştirmeseler de finansman temini, militan kazanma ve propaganda faaliyetlerini sürdürmektedir. Bilhassa terör örgütü PKK'nin 'fesih söylemini' istismar etmesine müsaade edilmemesi bizim için büyük önem taşımaktadır. Terörün bittiğini ilan etmek başkadır, terör ağlarının tümüyle dağıldığından emin olmak başkadır."

19 Aralık 2026'da Liège'de Grup Yorum konseri organize edilmesine tepkisini de dile getiren Çiftçi, Belçika'ya yönelik suçlamalarını şöyle sürdürdü:

"2016'dan 2026'ya uzanan on yılda, terör suçları kapsamında Belçika'ya ilettiğimiz iade taleplerinden bugüne kadar hiçbiri kabul edilmemiştir. Ağırlıklı olarak terör örgütü PKK ve FETÖ mensuplarına ilişkin bu talepler ya reddedilmekte ya da cevapsız bırakılmaktadır. Bu tablo, terör örgütü üyelerinin kendilerini Belçika'da güvende hissetmelerine yol açmaktadır. Terör mensuplarının mülteci statüsünü istismar etmesinin önüne geçilmesi, hem güvenliğimizin, hem de vicdanımızın ortak talebidir. Aradan zaman geçse de, devletin takibi asla durmaz."

Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülkeyi temsil eden........

© Artı Gerçek