Kürtlerin kolektif yası ve politik ölüm: Barışın asgari ilkesi(1)
Geride kalan bizlere bir gençlik ölümünü borç bırakan Ceyda Zengin ve Cebrail Alkan’a...
Kürt coğrafyasında ağır bir yas var. Kürt halkı iki haftadır kolektif biçimde yas tutuyor. Hayat durmuş vaziyette çünkü ağırlığıyla yaşanmıyor. Uzun yıllar kesintiye uğramış ve tutulamamış yaslar toplu biçimde tutuluyor. Yıllardır yaşanan çatışmalarda farklı tarihlerde hayatını kaybeden PKK’lilerin kimlikleri açıklanıyor. Özellikle 2015’ten sonra yaşamını yitiren yüzlercesinin… Kurulan taziyelerde yan yana dizilmiş çok sayıda gencin fotoğrafı Kürt basını tarafından önemle kaydediliyor. Binlerce kişi ise büyük bir keder ve fakat metanetle kurulan taziyelere akın ediyor. Birden fazla evladını kaybedenler, çocukları yaşıyor mu hayatını yitirmiş mi bilmeyenler, bir mezar inşa etmek için yıllarca cenazelerinin izini sürenler, ölüsüne bir yer bulma umuduyla cenaze bekleyenler, sevdiklerini birden fazla kez defnetmek zorunda kalanlar(1) ve yıllardır süren çatışmalara tanık olanlar bu taziyelerde bir araya geliyor. İlk olarak 49 kişinin kimliğinin açıklanmasıyla Diyarbakır’da başlayan bu taziye merasimleri bir hafta içinde birçok kente yayıldı: Van’dan Mardin’e, Şırnak’tan Hakkari’ye oradan İstanbul’a ve hatta ülke dışına taşarak Londra’ya… Umarız ki daha fazla genç ölüm açıklanmaz; sevdiklerinden haber bekleyenler onların hayatta olduğunu öğrenir ve taziyeler son bulur…
Bu taziye merasimlerinin hiçbirinde cenaze yok. Bunlar ölü’süz yaslar. Yas gıyabında tutuluyor. Peki bunlar kimlerin yası? Devletin resmi söyleminde ‘düşük yoğunluklu’ şeklinde ifade edilen çatışmalarda yaşamını yitirenlere ait rakamları Hareketin yöneticilerinden Murat Karayılan geçtiğimiz hafta açıkladı. Örgüt kayıtlarına göre, 1976’dan 2026’ya kadar 25 bin 922 kişinin öldüğünü, kayıtlara geçemeyenlerle birlikte toplam sayının yaklaşık 27 bine ulaştığını söyledi.(2) 90’lı yılların çatışmalarından bugüne kadar hayatını kaybeden PKK’lilerin cenazelerinin nasıl bir politika ve şiddet pratiğine maruz kaldığı Kürt toplumu tarafından önemli oranda biliniyorsa da ölülere ne olduğu, hâlâ tam anlamıyla kaydedilmiş ve açığa çıkmış değil. Her ne kadar son yıllarda ölü bedene yönelen şiddet imajları çeşitli sosyal medya mecralarında ve kamusal alanda kavranması güç vahşet imgeleriyle gururla sergilenerek daha görünür olmuşsa da hâlâ ülkemizdeki politik ölü bedenin hakikati hem bir amnezi hem de muamma. Bu nedenle taziye merasimleri bizi bir kez daha bu ülkenin kadim sorularından birine götürüyor: Yarım asırdır yaşanan çatışmalarda ölülere ne oldu?
Yazının Meramı ya da Çağın Ustası: Politik Ölüm
Bu yazı dizisinin meramı ne politik ölümün akademik literatürdeki yerini incelemek ne de geçmişten bugüne siyasetin yaşam alanını olduğu gibi ölüm alanını nasıl dizayn ettiğini irdelemek. Zira bu alanda dünya siyasi, teoloji ve felsefi literatüründe devasa bir külliyat mevcut. Kürtler özelinde bunu ele alan hatırı sayılır araştırmalar da var. Benzer biçimde yazı, aynı çatışmada ya da çatışma ortamında yaşamını yitiren asker, polis, korucu; faili meçhul, zorla kaybedilme ya da PKK’li yaslar arasına fark koymayı amaçlamıyor. Bilakis yazının derdi uzun yıllardır bu yaslar arasında, Judith Butler’ın deyimi ile Türkiye kamusal alanında kurulmuş yas hiyerarşisine dikkat çekme,........
