YILBAŞIMI DEDİNİZ?
Normal şartlar altında adı üzerinde: Yıl(ın)başı
Miladî, yani Gregoryen Takvimi’ne göre bir yılın sona erip yenisinin başlamasını ifade eden teknik bir zaman eşiği… Takvimsel bir dönüm noktası.
Ancak bugün “yılbaşı” denildiğinde konuşulan şey, artık yalnızca bu teknik zaman değişimi değildir. Gregoryen Takvimi’ni kullanan ve aralarında ülkemizin de bulunduğu birçok toplumda, 31 Aralık gecesi; dinî ve kültürel kökenleri sorgulanmadan benimsenen, küresel ölçekte tekrarlanan bir ritüele dönüştürülmesidir.
Yılbaşı kutlamalarının tarihsel arka planı incelendiğinde, bu pratiğin salt takvimsel bir yenilenmeden ibaret olmadığı açıkça görülür. Gregoryen Takvimi’nin dayandığı tarih anlayışı, Hristiyanlığın kutsal zaman tasavvuruyla doğrudan ilişkilidir. “Yeni yıl” kavramı, Hz. İsa’nın doğumu merkezli bir kronolojinin devamı olarak şekillenmiş; zamanın başlangıcı ve bölümlenmesi teolojik bir referansla anlamlandırılmıştır. Bu yönüyle yılbaşı, her ne kadar seküler yani dinden bağımsız, dini ya da ruhani olmayan bir takvim değişimi gibi sunulsa da, arka planında belirli bir inanç sisteminin izlerini taşımaktadır.
Ne var ki bugün bu tarihsel ve düşünsel arka plan, neredeyse tamamen görünmez kılınmıştır.
Yeni yıla sayılı günlerin, saatlerin kaldığı bu son haftada; insanlar ve şehirler kutlama hazırlıklarını tamamlamış durumdalar. Kafeler, restoranlar, barlar, oteller ve eğlence merkezleri dolup taşacak; zarif ve gösterişli ışıklı süslemeler eşliğinde “muhteşem” olduğu telkin edilen bir gece beklentisi piyasaya sürülecek. Bu gece, dünyanın pek çok meydanında adım atacak yer kalmayacak.
Bu gece, küresel ölçekte aynı senaryo tekrar sahnelenecek. Dünyanın en büyük şehirlerinde geçit törenleri düzenlenecek, ünlü sanatçılar sahne alacak, canlı müzikler ve havai fişek gösterileri gecenin vazgeçilmez unsurları olarak sunulacak; sokak partileri, kitlesel coşkunun çekim adresi hâline getirilecek.
Bu gece, televizyon kanalları “yılbaşı” ve yaşananları flash haberler eşliğinde aktaracak; aynı görüntüler, aynı cümleler ve aynı vurgularla, bu kutlamanın kaçırılmaması gereken evrensel bir an olduğu duygusu sürekli pekiştirilecek. Kameralar kalabalıkları, geri sayımları ve patlayan ışıkları gösterirken; neyin, neden kutlandığı sorusu ise bilinçli biçimde arka plana itilecek.
Bu gece, bireylerin yalnızca eğlendiği değil; aynı zamanda aynı duyguyu hissetmeye, aynı davranış kalıplarını tekrar etmeye ve aynı zaman algısını içselleştirmeye yönlendirildiği bir toplu ritüel icra edilecek. Küresel medya, popüler kültür ve tüketim dili, bu geceyi sıradan bir zaman dilimi olmaktan çıkarıp, kaçınılmaz ve “doğal” bir kutlama gibi sunarak kolektif bilinci şekillendirecek.
Ve bu gece, pek çok insan için yılın diğer gecelerinden farklı kılınırken; hangi değerin, hangi inancın ve hangi kültürel referansın merkezde yer aldığı sorusu, gürültü, ışık ve eğlence perdesinin ardında görünmez kılınacak.
**
Kimileri yeni yılı “muhteşem” olarak pazarlanan bir atmosfer içinde, eğlenceyi merkeze alarak karşılamak isterken; kimileri televizyon karşısında, bant yayınlardan akan eğlence programlarını izleyerek, sabaha........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar
Chester H. Sunde