menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLAR

7 0
14.06.2026

    Bilim insanı fizikçi Richard Feynman çiçekler için şöyle diyor:‘’Ressam bir arkadaşım var ve bazen pek katılmadığım görüşleri oluyor. Bir çiçeği koparıp "Bak ne kadar güzel" diyor ve ben de katılıyorum. Sonra ‘Ben, bir sanatçı olarak bunun ne kadar güzel olduğunu görebiliyorum ama sen bir bilim insanı olarak bunu parçalara ayırıyorsun ve çiçek  sıkıcı bir şey hâline geliyor" diyor ve bu bence biraz tuhaf. Her şeyden önce, onun gördüğü güzelliğin diğer insanlar için de, hatta benim için de geçerli olduğuna inanıyorum. Estetik açıdan onun kadar incelikli olmasam da... Bir çiçeğin güzelliğini takdir edebiliyorum. Aynı zamanda, çiçek hakkında onun gördüğünden çok daha fazlasını görüyorum. İçindeki hücreleri, karmaşık süreçleri hayal edebiliyorum ki bunların da bir güzelliği var. Yani güzellik sadece bu boyutta, bir santimetrede değil; daha küçük boyutlarda, iç yapıda, süreçlerde de var. Çiçeğin renklerinin böcekleri tozlaşmaya çekmek için evrimleşmiş olması ilginç; bu, böceklerin rengi görebildiği anlamına geliyor. Bu, şu soruyu da beraberinde getiriyor: bu estetik duygu daha alt formlarda da mevcut mu? Neden estetik? Bilimsel bilginin bir çiçeğin heyecanına, gizemine ve hayranlığına sadece katkıda bulunduğu bir ilginç soru. Sadece katkıda bulunuyor. Nasıl eksiltir, azaltır anlamını, anlamıyorum.’’

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

     Yokuşu çıkıp da köşeyi döndüğümde ikinci evimi hemen tanırım. Gözüm sokağın solundaki çiçekli balkona ilişir. Sonra sardunyalar, karanfillerden başkasını görmez olurum. İkinci evimden anne baba evime dönerken de eş anlamlı bir balkon retinamı kavrar. İki kadın da balkonları sever sever de esas tutkun oldukları çiçekli olanlardır. Evlerinin kutsal misafirleri yaz sonraları evin misafir odasına çekilir: sadece misafirlere açılan, her zaman temiz tutulan, kenarı oyalı ya da dantelli elbiseler giydirilmiş  kanepe ve koltuklar, tek toz zerresi kalmayıncaya dek toz bezi ile ovulan masa ve sehpaların olduğu odaya. Kış güneşinde solmuş, açık sarı yapraklarının, taç yapraklarının saksı toprağına düşmesi beklenir, incitmeyeyim hürmetiyle. Kentlerde kadınlar fısıldar, çiçekler dinler; yaşadıklarını, hissettiklerini, üzüldüklerini, sevindiklerini çiçeklere dökerler. O esnada köylerde kadınlar tezgâhlarda halı ve kilimlerine çiçek motifleri dokurlar, dokudukları söze dökemedikleridir. Kentte toprağa düşenleri ölümsüzleştirirler. 

      Günümüz hız dünyasındaki telaşe toplumu, parklara, refüjlere, apartman önlerindeki bahçelere ekilmiş çiçekleri, çiçekli çiçeksiz bodur ya da bulutları kovalayan ağaçları algılamadan yollarına hızla devam eder. Bu bir renk karmaşası gibi görünebilir onlara. Halbuki bu renk zenginliği birbiriyle iletişim hâlindedir; sadece  komşu bitkilerle değil  böcekler ya da diğer hayvanlarla bilgi paylaşımını ömürleri boyunca devam ettirirler ama bizler hiç farkında olmayız. O sırada çiçek tarhlarından birindeki çiçek taç yaprakları aracılığıyla kendini kemirmeye yeltenmiş bir........

© Antalya Son Haber