menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasetin bireyselleşmesi: Derdi olmayanın davası da olmaz

23 0
14.09.2026

Son yaşanan Üsküdar süreci, insanlığın en önemli kazanımı olan demokrasi ve kendi kendini yönetme hakkının aslın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yargının egemen olduğu yönetim biçimi olan ‘jüritokrasi’nin nasıl, belediyelere kayyım, CHP’ye mutlak butlan’ın ardından Üsküdar ile birlikte, kolaylıkla seçime nasıl müdahale edebileceğinin son örneği olarak gözler önüne serildi.

Ama yine Üsküdar süreci bir şeyi daha bütün çıplaklığı ile ortaya çıkardı. Olay görünürde dört meclis üyesiymiş gibi dursa da aslında yıllardır yaşadığımız çok daha derin bir sorunu açığa çıkardı.

Siyasetin bireyselleşmesi.

Yargı baskısı, kişisel çıkarlar ve benzeri nedenlerle, bir anda 180 derece zıddına geçerek parti değiştiren siyasiler.

Sosyolojik anlamda siyaset, toplumdaki güç ilişkilerinin örgütlenme biçimidir.

Sosyolojik anlamda siyaset, toplumdaki güç ilişkilerinin örgütlenme biçimiyse; ideoloji, bu güç ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine ilişkin anlam, değer ve meşruiyet sistemidir.

Yani siyaset daha çok “kim, nasıl ve hangi araçlarla güç kullanıyor?”, ideoloji ise “bu güç neden, hangi amaçla ve hangi değerler doğrultusunda kullanılmalı?” sorusuna cevap verir.

Bu nokta iki kavram öne çıkıyor: ‘amaç’ ve ‘değer’

Siyaseti salt iktidar mücadelesinden kamusal bir mücadeleye dönüştüren tam da bu iki kavramdır: amaç ve değer.

Türkiye siyasetinde patronaj ve çıkar ilişkileri hiçbir zaman eksik olmadı; ancak partiler arasındaki ideolojik........

© Antalya Körfez