menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Korkmanız gereken gençler mi?

14 0
18.04.2026

Şimdi anlatacağım hikaye vesilesiyle, bu ay için köşede bu meseleyi işlemeye karar vermem üzerinden şimdiye kadar geçen iki hafta içinde olanlar oldu… Yine de girizgahı, belli ki daha uzun süre “toplumun kanayan yarası” olarak nitelendireceğimiz bu türden gündemlerin arka planına dair şahsi tanıklık üzerinden resmederek meramımı aktarmaya çalışacağım.

Oturduğum muhite yakın olmasından alışveriş yahut yeme-içme gibi olanakları sebebiyle her Başkentli gibi zaman zaman uğradığım ve ismini burada zikretmeyeceğim müstesna AVM’lerden birinde şu geçtiğimiz kıştan beri ne zaman uğrasam tuhaf bir duruma rastladım. Çoğu 13-16 yaşlarında ve bahsettiğim AVM’nin ötekilerden ayrışan nezih, sosyo-ekonomik anlamda tipik “seçkinci ve yetişkin” (!) kitlesinden oldukça uzak, maddi ve kültürel olarak dezavantajlı sınıfa mensup olduğu her halinden belli ergen erkek çocukları amaçsızca ortalıkta dolanmaktaydı. Birkaç ziyaretimde üst üste denk gelince benim de içten içe tuhaf bulup yadırgadığım, hatta sonra da bu ayrıksı profilde gençlerin oradaki varlıklarını yadırgadığım için bu defa kendime kızıp kendimi yadırgadığım bu durum (belli ki süreklilik arz edince) tahminimce AVM’nin bahsettiğim ziyaretçi kitlesi ve yönetimini de tedirgin etmiş olacak ki, nisan ayı başında 18 yaş altındaki gençlerin sözüm ona “yanında velisi olmadan” bu AVM’ye girmesine yasak getirildiği ilan edildi, AVM’nin sosyal medya hesapları aracılığıyla. İdari, anayasal ve hukukun diğer bağlayıcı unsurları ile düşünüldüğünde hiçbir hükmü olmayan böylesi bir kararın, sırf AVM’nin alışılmış elit ziyaretçi kitlesinin kaçan huzurunu tesis etmeye yönelik olması bir yana; biraz araştırıp soruşturunca, bahsettiğim tekinsiz görülen bu ergen erkek çocuklarının bazılarının AVM’de vukuat/kavga çıkarması gibi şikâyetlerin gölgesinde, bir şekilde kentin daha “steril” bilinen muhit ve semtlerinde yaşam sürenlerin arasına karışınca yarattığı sınıfsal kontrastta hemen seçilip kendilerine karşı önlem alınırken, öte yanda aslında seneledir yüzleşmekten kaçınılan gayet katı bir gerçeğin kalabalığında savrulup giden bu çocukların neden tehlikeli bulunup görüldüğü, amaçsızlığı, başıboşluğu, savrulmuşluğu ve buna neden olan siyasi, ekonomik ve toplumsal dayanaklar niyeyse hiç kimseciklere dert olmuyordu. İşte bugün çığ olup üstümüzde devrilen ne problem varsa sebebi; gamsızlıkla, kayıtsızlıkla, görmezden gelerek, yokmuş gibi yaparak mesleki ve etik sorumluluklarını çiğneyip, herkes için hak ve adaletin hayati lüzumunu şahsi çıkarları ve bencil yaşamları uğruna feda ederek, toplumdan izole kendi gibilerin çevrelediği kafeslerindeki çemberde hamster misali durduğu yerde maraton koştuğunu sananların dar zihniyetinden!

Yalnızca bu hafta içinde, burada bahsettiğim AVM’de şikâyete konu olan yaşlarda iki ergen okullarda kendi akranlarını tarayarak, yazarken kelimelerin bile irkildiği, ürktüğü bir dehşete gark etti hepimizi. Peki bu günlere gelene kadar medyaya, basın organlarına neredeyse her Allahın günü düşen şiddet ve asayiş olaylarının gençler adına nasıl sinyal verdiğinin farkında mıydınız sevgili vatandaşlar? Yaşadığınız kentin en işlek caddelerinde, kalabalık sokaklarında, sosyal çevrenizde rastladığınız çocuk ve gençlerin profillerine vakıf mısınız? Hiç dikkatinizi çekiyor mu bazı şeyler, mesela bu çocukların geleceksizliği, belirsizliği… Hadi ileriye değil, dönüp yakın geçmişimize iltica edelim beraber. Pandemi gibi küresel çapta insanlık dışı yöntemlerle resmen küresel çapta güdüldüğümüz ömrümüzden çalınan o menfur süreçte okulsuzlaştırılarak ekranlara, sanal mecralara hapsedilen, böylece bilişsel gelişimi ve sosyalizasyon sürecine ket vurulan çocukların sonrasında ne yapacağı, bu örtük travmayı nasıl atlatacağı, eğitim açığının nasıl kapatılacağına dair bir plan politika…

Ebeveynler, aile, okul ve üstündeki diğer hiyerarşik kurumların sorumsuzlukluk silsilesinde, zincirleme zıvanadan çıkmışlığı peki? Hangi birini içimdeki üzüntü ve endişeyle buraya sığdırayım? Bu vatanın güzelim çocuklarına, gençlerine reva görülenleri ve kaçınılmaz sonuçlarını, yıllar yılı fillerin tepişmekle meşgul olduğu bu coğrafyada bugün gelinen noktada çocukların ve gençlerin sahipsizliğinden vuku bulan kan dondurucu şerlerle bu yazıda bir kısmına değindiğim gerçek sorumluları yüzleşinceye kadar, genç kuşaklara karşı bu aymaz, bilinçsiz ve kör bakan zihniyet terk edilene kadar öfke ve yeisle yazmaya, konuşmaya devam edeceğim.


© Anayurt