Orta Doğu'da yeni büyük denklem: Dört Deniz Girişimi nedir?
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, Orta Doğu'da enerji koridorlarını yeniden şekillendirmeyi hedefleyen "Dört Deniz Girişimi"nin stratejik hedeflerini AA Analiz için kaleme aldı.
Orta Doğu'nun 7 Ekim 2023'ten beri yeni bir dönüşüm ve güç mücadelesi evresine girdiği artık tüm dünyanın malumu haline geldi. Filistin’den İran’a kadar uzanan bir coğrafyada çatışma dinamikleri öylesine hareketli bir hal aldı ki, neredeyse altı ayda bir yeni bir çatışma silsilesine sürükleniyoruz. Ancak bu silsile sadece devletlerarası çatışmayı, Filistin’de olduğu gibi masum sivillerin katledilmesini veya Suriye’de olduğu gibi onlarca yıllık baskıcı iktidarların sona ermesini içermiyor. Orta Doğu’daki güç mücadelesi savaş ve çatışma gibi olguların ötesinde bölgenin ekonomi politiğini de değiştiren bir süreci tetikledi.
Birkaç ay öncesine kadar dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi olan ve zenginlikleri ile nam salan bazı Arap devletleri ABD/İsrail-İran savaşı nedeniyle yaşadıkları kayıpları telafi edebilmek için yeni arayışlara girdi. Dünyanın en dinamik ekonomisi olan Çin, enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle üretim süreçlerinde aksamalar yaşadı. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ekonomik etkisini atlatamayan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Orta Doğu’daki çatışmayla sürüklenebilecekleri bir krizden endişe eder hale geldiler. ABD, çatışmaların neden olduğu enflasyonist etki sonucunda ekonomik planlarında değişim kararları vermek zorunda kaldı.
Özetle, Orta Doğu’daki çatışma döngüsünün olumsuz etkilerinden dünyanın neredeyse tamamı farklı biçimlerde etkilenmeye başladı. Bu durum Orta Doğu üzerindeki güç mücadelesinin daha somut planlar ve girişimlerle masaya gelmesine neden oldu. İşte bu girişimler arasında etkilediği ülke sayısı, bölge ülkelerinin ekonomik yöneliminin değiştirilmesi ve olası siyasi etkileri açısından en dikkati çekici olanı Dört Deniz Girişimi’dir. Bu nedenle bu girişim 20. yüzyılın sonlarında Orta Asya, Kafkaslar ve Afganistan’da büyük güçlerin mücadelesi için kullanılan “Büyük Oyun” kavramının günümüzde en çok yakıştırılabileceği proje olmayı hak etmektedir.
Dört Deniz Girişimi nedir?
Aslında bu girişim ismi ve ilanı itibarıyla yeni, fikri altyapısı, aktörleri ve içerdiği yaklaşım itibarıyla biraz daha eski bir projedir. Bu projenin öncülü, 2017’de ABD Başkanı Donald Trump’ın G20 Zirvesi’nde ortaya attığı “Üç Deniz Girişimi”dir. O tarihlerde Avrupa’yı Rusya'nın etki alanından çıkarmak için Baltık, Adriyatik ve Karadeniz ekseninde 12 ülkeyi bir araya getiren bir proje olarak ortaya atılan “Üç Deniz Girişimi” ABD’nin önderliğinde kurulan bir kalkınma fonuyla desteklenerek hayata geçmişti. “Üç Deniz Girişimi"nin güncellenmiş ve geliştirilmiş bir versiyonu olan “Dört Deniz Girişimi” yine bir Trump Yönetimi projesidir.
“Dört Deniz Girişimi” adı ilk kez ABD’de etkin bir araştırma merkezi olan Atlantic Council’in 26 Mart 2026’da Washington’da gerçekleştirdiği ABD-Suriye Enerji Sempozyumu’nda duyuldu. O dönemde ABD’nin Ankara Büyükelçisi aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack’ın yaptığı konuşmada kullanılan “Dört Deniz” kavramı Basra Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’e atıfla dile getirilmişti. Toplantının Suriye enerji yetkilileri ile ABD’li muhataplarını bir araya getirmek için bir platform olduğu dikkate alınacak olursa, bu girişimin ilk günden itibaren Suriye odaklı bir proje olduğu kolaylıkla anlaşılacaktır.
Proje basitçe şunu önermektedir: Orta Doğu’da mevcut enerji denklemi ABD’nin ekonomik çıkarlarına ters düşmektedir. Petrol ve doğal gazın fiyatındaki ve ulaştırılmasındaki istikrarsızlık ABD ve........
