menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Latin Amerika'nın enerji kaynakları yeni bir güç mücadelesinin fitilini mi ateşliyor?

14 0
08.09.2026

Latin Amerika ve Karayipler Araştırmacısı Melike Hocaoğlu Çağlıöz, Latin Amerika'da enerji kaynakları üzerinden yeniden şekillenen küresel güç rekabetini AA Analiz için kaleme aldı.

1 ve 4 Eylül tarihlerinde yaşanan binlerce kilometre uzaklıktaki iki olay, Latin Amerika petrolünü bir kez daha uluslararası gündemin merkezine taşıdı. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Falkland Adaları'nda faaliyet gösteren petrol şirketlerine karşı hızlandırılmış yaptırımları duyurmak için ulusa seslendi ve İngiliz Rockhopper ve İsrailli Navitas [1] tarafından geliştirilen Sea Lion [2] sahasını "açık ve acil bir tehlike" olarak nitelendirdi.

Arjantin Devlet Başkanı tarafından dile getirilen, 314 milyon varil kanıtlanmış ve muhtemel rezerv içerdiği düşünelen bu proje kapsamında yaklaşık 1,8 milyar dolarlık başlangıç yatırımı öngörülmektedir. İlk üretimin ise Mart 2028'de günlük 50 bin varil kapasiteyle başlaması beklenmektedir.

Ocak ayında ABD, Venezuela'da benzeri görülmemiş bir askeri operasyon düzenleyerek Nicolas Maduro'yu alıkoydu ve dünyanın en büyük ham petrol rezervleri üzerinde doğrudan ABD kontrolünün önünü açtı. İki olayı birleştiren ortak nokta ise Latin Amerika'nın yer altı kaynaklarının bir kez daha küresel bir ihtilaf alanına dönüşmesi oldu.

Latin Amerika petrolü neden yeniden önem kazanıyor?

Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Brezilya, Guyana, Arjantin ve Venezuela'daki yeni petrol sahalarının devreye girmesi, küresel petrol piyasasına yeni bir arz sağlıyor. Bu gelişme, tam da Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üretim kısıtlamalarını kaldırdığı ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2026 yılında günlük 2 milyon [3] varili aşan bir talep artışı öngördüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Ham petrol fazlalığının olduğu bir dünyada, bu varillerin nereden çıkarıldığını kontrol etmek, onları kontrol etmek kadar önemlidir. Buna bir de jeolojik faktörler ekleniyor. Guyana açıklarında gerçekleştirilen yeni keşiflerle birlikte Güney Atlantik, dünyanın keşfedilmemiş son büyük petrol bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Venezuela ise hâlâ dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi konumunda.

Venezuela, Washington ile Pekin arasındaki rekabetin yeni durağı mı?

Nitekim Maduro’nun yakalanması, oyunun kurallarını da ani bir şekilde değiştirdi. Yıllar boyunca Çin, Venezuela ham petrolünün en büyük alıcısı oldu. Venezuela, yaptırımları aşmak amacıyla günlük yaklaşık 400 bin varil [4] petrolü Malezya açıklarında gerçekleştirilen aktarmalarla gizleyerek Çin'e ulaştırdı. Bu ticari ilişki, Pekin'e Washington'un “arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika'da kendine ait bir “arka bahçe” oluşturma imkânı sağladı. Ancak, bugün bu yapı, tüm hızıyla yeniden şekilleniyor.

Ağustos ayının sonunda Washington ile Delcy Rodriguez liderliğindeki geçici hükümet arasında, Beyaz Saray'ın “tarihin en büyük petrol anlaşması” olarak tanımladığı bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmayla, ana şirketinin yüzde 35 hissesinde Pentagon'un da pay sahibi olduğu NABEP (North American Blue Energy Partners), ülkenin toplam petrol rezervlerinin yaklaşık beşte birini oluşturan........

© Anadolu Ajansı Analiz