menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AUKUS Paktı: Atlantik’ten Pasifik’e uzanan güvenlik mimarisinin geleceği

38 0
16.09.2025

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Diren Doğan, AUKUS Paktı’nın 4. yıl dönümünde, paktın Asya-Pasifik bölgesinin güvenlik mimarisi üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Küresel güç dağılımının yeniden şekillendiği 21. yüzyılda, uluslararası sistemin odağının giderek Asya kıtasına kayması pek çok gelişmeyi de beraberinde getirmiştir. Ekonomik kalkınmanın sağladığı ivme kıtanın yükselişini belirginleştirirken, bu sürecin yalnızca büyüme ve refah hikayeleriyle sınırlı olmadığı açıktır. Zira Asya’nın bünyesinde barındırdığı jeopolitik gerilim noktaları, büyük güçlerin çakışan çıkarlarıyla birleştiğinde, potansiyel çatışma sahalarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Özellikle Asya-Pasifik Bölgesi’nin büyük güç rekabetinde adeta bir “dans pistine” dönüşmesi, bir taraftan uyuşmazlıkların çözümünde uzlaşmacı rol üstlenen minilateral ve multilateral oluşumların önemini artırırken, diğer taraftan çeşitli güvenlik düzeneklerinin doğuşunu mümkün kılmıştır.

Bunların en dikkat çekici örneklerinden biri olan ve 15 Eylül 2021’de ilan edilen AUKUS Paktı, geçen dört yılın ardından halâ uluslararası politikanın en merak ettiği mekanizmalardan biri olmaya devam etmektedir. Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında kurulan bu ittifak, ilk bakışta yalnızca nükleer enerjili denizaltıların transferi ve ortak savunma teknolojilerinin paylaşımıyla sınırlı bir girişim gibi görünse de bugün artık çok daha kapsamlı bir stratejik mimariyi temsil etmektedir. Bu açıdan AUKUS’un hem Çin’in artan askeri ve teknolojik kapasitesine karşı uzun vadeli bir denge unsuru yaratma arayışı taşıdığını hem de Atlantik ötesi ilişkiler ile Asya-Pasifik güvenliğinin yeniden tanımlanması açısından dönüştürücü bir işlev üstlendiğini söylemek mümkündür.

Temelde iki sütun üzerinden planlanan AUKUS’ta ortaklığın en önemli unsuru olarak görülen ve “Birinci Sütun” olarak tanımlanan süreç, Avustralya'nın konvansiyonel silahlı ve nükleer enerjili bir denizaltı kabiliyeti edinmesini desteklemeye odaklanmıştır. Birinci sütunun yol haritası 2023 yılındaki San Diego görüşmelerinin ardından “Optimum Yol” olarak tanımlanan üç aşamayla netleştirilmiştir. İlk aşamada ABD ve Birleşik Krallık denizaltılarının Avustralya limanlarında konuşlanması ve ortak tatbikatlarla Avustralyalı personelin eğitiminin sağlanması planlanmaktadır. “Egemen hazır” olarak tanımlanan bu sürecin ardından orta vadede, Avustralya’nın Virginia sınıfı denizaltıları ABD’den almasıyla operasyonel kapasitenin arttırılması amaçlanmaktadır. Nihai aşamada ise üç ülkenin ortak tasarımı ve üretimiyle geliştirilecek olan SSN-AUKUS sınıfı denizaltıların, paktın uzun vadeli stratejik vizyonunun somut bir çıktısı olarak teslim edilmesi öngörülmektedir. Birinci sütunun amacına ulaşması için planlanan yol haritasının yanı sıra ikinci sütun ise bu üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin önündeki engelleri azaltmayı, savunma........

© Anadolu Ajansı Analiz