Bölgenin gelişmişliğini gösteren hastalık: Yollar
Bölge'de bir yolun hikâyesi, yalnızca asfaltın dökülmesiyle başlamaz.
Bir yol; köyden kente ulaşmaktır.
Bir yol; çiftçinin ürününü pazara götürmesidir.
Bir yol; öğrencinin okuluna, hastanın hastaneye, işçinin işine ulaşmasıdır.
Bazen de bir yol, yıllardır bekleyen bir şehrin dünyaya açılan kapısıdır.
Bugün Güneydoğu Anadolu’nun yollarına baktığımızda, geçmişle bugün arasında ciddi bir değişim olduğunu görmek mümkün. GAP yalnızca barajlardan, sulama kanallarından ve tarımsal üretimden ibaret değildir. Ulaşım da bu büyük kalkınma hikâyesinin temel parçalarından biridir. Nitekim GAP Bölgesi'nde bugün toplam karayolu uzunluğu 6 bin 561 kilometreye, demiryolu uzunluğu ise 1.038 kilometreye ulaşmış durumda.
Fakat burada sormamız gereken daha önemli bir soru var:
Yollar arttı mı, yoksa yolların taşıdığı yük mü arttı?
Çünkü Güneydoğu artık sadece tarımın yapıldığı bir coğrafya değil.
Gaziantep sanayisiyle, Şanlıurfa tarımıyla, Diyarbakır ticaretiyle, Mardin lojistiğiyle, Batman üretimiyle,
Adıyaman sanayisiyle ve bölgenin diğer kentleriyle Türkiye ekonomisinin önemli damarlarından birini oluşturuyor.
Bu damarların sağlıklı çalışabilmesi için yalnızca karayoluna değil, demiryoluna da ihtiyaç var.Bugün kamyonların, tırların ve otomobillerin doldurduğu yolların yanında demiryollarının sessizliği dikkat çekiyor. Oysa demiryolu; özellikle tarım ürünleri, sanayi hammaddeleri ve yüksek tonajlı yüklerin taşınmasında bölge ekonomisi için önemli bir avantaj sağlayabilir.
GAP'ın geçmiş raporlarına baktığımızda demiryolu altyapısının uzun yıllar boyunca tek hatlı ve sınırlı kapasiteyle hizmet verdiğini görüyoruz. Zaman içerisinde ağın genişletilmesi ve yeni bağlantıların planlanması gündeme geldi.
Bugün ise yeni bir dönemin eşiğindeyiz.
2025 Yılı Yatırım Programı kapsamında Gaziantep-Şanlıurfa ve Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hatlarının programa alınması, bölgenin ulaşım geleceği açısından önemli bir gelişme. Bu hatların yalnızca yolcu taşımacılığı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Çünkü demiryolu, aynı zamanda üretimin pazara ulaşması, şehirlerin birbirine bağlanması ve bölgesel ticaretin güçlenmesi anlamına geliyor.Ancak Güneydoğu insanının artık yalnızca proje açıklaması duymaya değil, projenin ne zaman tamamlanacağını bilmeye ihtiyacı var.
Çünkü bu bölgenin insanı yıllardır aynı cümleyi duyuyor: “Yapılacak.”
Oysa artık beklenti “yapılacak” değil, “ne zaman bitecek?”
Bir karayolunun ihalesi yapılabilir.
Bir demiryolunun projesi hazırlanabilir.
Bir hızlı tren hattı yatırım programına alınabilir.
Ama bölge insanı için asıl mesele, bütün bunların hayatına ne zaman dokunacağıdır.Diyarbakır'dan Gaziantep'e giden bir üretici, Mardin'den limanlara ulaşmaya çalışan bir ihracatçı, Şanlıurfa'dan ürününü Türkiye'nin başka kentlerine gönderen bir........
