İran lokması Trump'ın ve savaş ortağının boğazına takılmış durumda
Yaygın iddialara göre, 1963'te ABD Başkanı Kennedy ABD ordusunu Vietnam'dan çekmeye karar verdiği için öldürüldü...Kennedy'nin öldürülmeden hemen önce ABD'nden zenginleştirilmiş uranyum çalarak nükleer silahlar üreten İsrail'i cezalandırmak istediği de biliniyor...
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesi Almanya ve Avrupa Birliği için, ABD’nin tek başına hükmettiği bir dünya düzeninin kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguladı...
Merz Almanya’nın savaşa hazırlık savunma harcamalarının önümüzdeki dönemde yüzlerce milyar doları aşacağını da hatırlattı.Avrupa Birliği nüfusunun ABD'den 100 milyon kişi daha fazla olduğunu hatırlatan Merz, ABD ve İsrail'in İran'la savaşa girişmeden önce kendilerine danışmadığını da söyledi...
Merz, "Danışsalardı bu yola şu anki şekliyle girmelerini tavsiye etmezdik. Bu nedenle Almanya, savaş sürdüğü sürece, Hürmüz Boğazı'nda serbest deniz taşımacılığının askerî araçlarla sağlanmasına katılmayacaktır" dedi...
ABD ve İsrail'in savaşta ne hedefledikleriyle ilgili soru işaretleri bulunduğunu ve operasyonun nasıl başarıya ulaşabileceğine dair hâlâ ikna edici bir konsept bulunmadığını belirten Merz, savaşın uzamasının Avrupa için bir tehdit oluşturacağını vurguladı.
İran'da devlet yapısının parçalanmasının Avrupa'ya çok büyük zarar vereceğini iddia eden Merz, benzer senaryoları daha önce Libya, Irak ya da bölgedeki diğer ülkelerde gördüklerini hatırlatarak "Böyle bir durum güvenliğimizi de ciddi şekilde tehlikeye atacak, enerji tedarikimiz üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracak ve muhtemelen büyük göç hareketlerini tetikleyecektir" diye konuştu...
Merz, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı için askerî yardım talebine olumsuz yanıt veren NATO ülkelerine yönelik öfkeli çıkışına da dolaylı olarak yanıt verdi.
Almanya Başbakanı, "Partnerlerimize, hangi noktalarda farklı düşündüğümüzü, hangi noktalarda farklı çıkarlarımızın bulunduğunu dürüstçe söyleyebilmeliyiz ve söylemekten de çekinmeyeceğiz. Bir ortaklık bunu kaldırabilmeli, yoksa o ortaklık değildir" ifadelerini kullandı.
ABD ile yakın ilişkiler istediklerini bir kez daha vurgulayan Merz, "Bu savaşın transatlantik ilişkilere yük olmasını istemiyoruz. Bu ortaklığı istiyoruz, bu ortaklığa ihtiyacımız var" dedi. Almanya Başbakanı savaş sonrasında barış düzeninin tesis edilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasında katkıya açık olduklarını da sözlerine ekledi.
İspanya Başbakan'ı Pedro Sanchez de Trump'ın "Hürmüz Boğazı'nda güvenliği NATO sağlamalıdır" çağrısına cevap verdi: 'Saldırırken Bize mi sordunuz? İran'a karşı savaş, iki ülke ve iki hükümet tarafından başlatıldı. ABD'nin müttefiklerine danışmadan ve onlarla koordinasyon kurmadan başlattığı tek taraflı bir savaştır."
Öte yandan, Washington Post'ta yer alan habere göre, ABD istihbaratı raporu İran rejiminin çökmekte olmadığını, aksine gücünü pekiştirdiğini söylüyor.
Chicago Üniversitesi'nin profesörü John Mearsheimer, İran'ın stratejisi hakkında şunları söylüyor: "Eğer biz ya da İsrailliler, İranlı sivillerin öldürülmesinin hükümete savaştan vazgeçmesi için baskı yapacağını düşünüyorsa, bence bu yanlış bir düşüncedir.Sadece hava gücü kullanarak rejim değişikliği sağlamak zor, hatta imkansız… İran'da rejim değişikliği istiyorsanız, o ülkeyi işgal etmeniz gerekecek. Ve bu da olmayacak.”
ABD eski Büyükelçisi Chas Freeman, Trump'ın başkanlığı hakkında şunları söyledi: “ ABD alay konusu oldu. Amerika'yı yeniden büyük yapmadık. Tam tersini yaptık...Bu, Anayasa'nın gerektirdiği gibi ABD Kongresi tarafından değil, İsrail lideri Benjamin Netanyahu tarafından yetkilendirilmiş gayrimeşru bir savaştır. Amerikan halkı tarafından değil, Siyonist lobisi tarafından desteklenmiştir, onaylanmıştır...”
ABD’nin İran’dan başlıca talepleri; uranyum zenginleştirmeyi durdurması ve yüzde 65’i aşan oranda zenginleştirmiş olduğu 400 kg uranyumu üçüncü bir ülkeye teslim etmesi; balistik füze programından vazgeçmesi; Lübnan'da Hizbullah, Irak’ta Haşd-i Şabi ve Yemen'de Husilerin partisi Ansarullah gibi silahlı uzantılarına desteği kesmesi ve yurtiçinde rejim muhaliflerine baskıyı durdurarak, gösteriler sırasında tutuklananlara af çıkarması...
İran savaşında umduğu hızlı zaferi elde edemeyen ABD Başkanı Trump, üretimi artırmaları için silah şirketlerine baskı yapıyor. Başkan Donald Trump geçen hafta ABD savunma sanayisinin önde gelen şirketleriyle Beyaz Saray'da bir görüşme gerçekleştirdi...Şirketlerin "üstün sınıf" silah üretimini dört katına çıkarmayı kabul ettiklerini, böylece "mümkün olan en hızlı şekilde en yüksek miktarlara" ulaşmak istediklerini söyleyen Trump, "üstün sınıf" silahtan ne kastettiğini ise açıklığa kavuşturmadı...
Ukrayna ve Gazze savaşları, ABD'nin müttefiki ülkelerin Amerikan silahlarına talebini artırmış, Trump, talebi yeterince hızlı karşılayamadıkları için silah şirketlerini eleştirmişti.
ABD Başkanı, "F-35 savaş uçaklarından almak isteyen pek çok kişi var. Ama müttefiklerimize ve bize sevkiyat çok uzun zaman alıyor. Bunları sevk edebilmelerinin tek yolu yeni fabrikalar kurmaları. Ama pahalı olduğu için yeni fabrika inşa etmek istemiyorlar" demişti.
ABD'nin 2025 bütçesinde 850 milyar dolar olarak öngörülen savunma harcamalarının 2026'da 900 milyar doları bulması bekleniyor. Trump 2027 savunma harcamaları için 1,5 trilyon dolar çağrısı yapmıştı...ABD devlet borcu şu an itibariyle 39 trilyon dolar üzeri...
Öte yandan, Başkan Trump'ın oğulları Eric ve Donald Jr., ABD'de yeni Çin yapımı droneların yasaklanmasından doğan fırsatı değerlendirmek üzere yeni bir drone şirketine yatırım yaptı.
Yine öte yandan, Donald Trump, "İster özgürleştiririm, ister alırım. Küba'yla istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum," ifadelerini kullandı. Trump en kısa sürede 11 milyon nüfuslu Küba'ya el koymak istiyor...
Trump İran’ın Körfez’e saldırmasına da şaşırmış: “Hiçbir uzman bunu beklemiyordu, şok olduk”
Trump: "Ortadoğu'daki diğer ülkeleri hedef almaları beklenmiyordu. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt'i vurdular. Kimse bunu beklemiyordu. Şok olduk."
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Katar, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Kuveyt’i hedef alan saldırılarının “kimse tarafından öngörülmediğini” söyledi. Trump’ın bu sözleri, İran’ın savaş durumunda Körfez’deki ABD üsleri ve müttefiklerini hedef almasının yıllardır en olası senaryo olarak görülmesi nedeniyle tartışma yarattı.
Trump, İran’ın komşu ülkeleri vuracağını kimsenin tahmin etmediğini söyledi...“En büyük uzmanlar bile İran’ın bu ülkeleri vuracağını düşünmüyordu. Bunlar İran’la yıllardır yaşayan, daha çok tarafsız sayılabilecek ülkelerdi,” diyen Trump, özellikle Körfez krallıklarının hedef alınmasının beklenmedik bir durum olduğunu ileri sürdü...
İran son günlerde Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt’teki askeri ve enerji hedeflerine füze ve drone saldırıları düzenledi...
Trump, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin hedef alınmasını “garip” olarak niteledi...“BAE İran’ın adeta bankası gibidir. Katar’la da komşu olarak iyi geçiniyorlardı. Ama bir anda Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn…hepsi vurulmaya başladı,” dedi...
Trump’ın açıklamaları bazı güvenlik uzmanları tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Analistlere göre İran’ın Körfez’deki ABD üslerini ve müttefiklerini hedef alması, olası bir savaş senaryosunda on yıllardır en muhtemel İran tepkisi olarak değerlendiriliyordu...İran geçmişte de benzer adımlar atmıştı. 2020’de ABD’nin Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi öldürmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esad üssüne balistik füzeler fırlatmıştı. Geçen yıl da Katar’daki ABD'ne ait El-Udeyd hava üssü hedef alınmıştı.
Trump yönetimi şimdi küresel petrol ticaretinin kritik geçidi olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden güvenli hale getirmek için uluslararası bir deniz koalisyonu kurmaya çalışıyor.Trump, şu ana kadar hiçbir ülkenin savaş gemisi göndermeyi kabul etmediğini ancak “yakında bazı ülkelerin isimlerini açıklayacağını” söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak ve bölgedeki gemi trafiğini normalleştirmek amacıyla müttefiklerine "deniz misyonuna" katılmaları yönündeki baskısını artırdı.Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı kullanmaya ihtiyacı olmadığını ancak müttefik ülkelerin buna muhtaç olduğunu iddia etti...Trump, ABD'nin müttefiklerinin savaş sonrasında bu bölgeyi yönetmek konusunda yalnız bırakılabilecekleri uyarısında bulundu.
İstihbarat uzmanlarına ve analistlere göre İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının bir amacı da bu ülkeleri Washington’a baskı yapmaya zorlamak. Ancak bazı ülkelerde İran karşıtı kamuoyunun güçlendiği ve bunun Tahran’ın hedeflediğinin tersine bir sonuç doğurabileceği de belirtiliyor...
Trump ise savaşın yakında sona ereceğini iddia etti...“Uzun sürmeyecek. Bittiğinde dünya çok daha güvenli olacak” dedi...ABD Başkanı Donald Trump, "İran'da rejim değişmesi olabilecek en iyi senaryodur. İran'da rejim değişikliği olmalı" açıklamasında da bulundu.
Trump, "Suriye'deki mevcut durumdan memnun musunuz?" şeklindeki bir soruyu da, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara için, "Yaptığı işten memnunum. Suriye halkı için harika bir iş yapıyor. Ülkeyi birleştiriyor," diye yanıtladı...
Venezuela hakkındaki sorular üzerine mevcut yönetim ile "çok iyi ilişkileri" olduğunu söyleyen Trump, "Bildiğiniz gibi, çok yakın bir şekilde birlikte çalışıyoruz. Büyük petrol şirketlerimiz oraya gidiyor. Petrolü çıkarıp çok paraya satacaklar ve Venezuela bu paranın büyük bir kısmını alacak. Şu anda Venezuela ile olan ilişkimiz, bence 10 üzerinden 10" ifadelerini kullandı.Trump, Venezuela'yı ziyaret edip etmeyeceği sorusuna da, "Venezuela'yı ziyaret edeceğim" dedi ancak tarih konusunda ayrıntı vermedi...
The New York Times’ın haberine göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Mohammed bin Salman, Trump ile her gün görüşüyor ve “İranlılara sert vurmayı sürdür” diyor. The New York Times’ın haberine göre İran’la devam eden savaş sırasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Mohammed bin Salman, ABD Başkanı Donald Trump’a İran’a yönelik askeri operasyonların sürdürülmesi yönünde tavsiyede bulundu.Gazeteye konuşan bazı yetkililere göre MBS, Trump’a “İranlılara sert vurmayı sürdürmesi” gerektiğini söyledi.New York Times’a göre Trump aynı zamanda Arap liderlerle de düzenli temas halinde ve özellikle Mohammed bin Salman ile yürütülen görüşmeler savaşın seyrine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir diplomatik kanal haline gelmiş durumda.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan: "İranlıların, Krallığın yanı sıra saldırıya uğrayan ortaklarının ve diğer ülkelerin de istedikleri takdirde kullanabilecekleri çok önemli kapasiteye ve yeteneklere sahip olduğunu anlamaları önemlidir.Gösterilen sabır sınırsız değildir. Bir günleri mi, iki günleri mi, bir haftaları mı var? Bunu önceden haber vermeyeceğim.Umarım bugünkü toplantının mesajını anlarlar, hızla yeniden değerlendirme yaparlar ve komşularına saldırmayı bırakırlar. Ancak bu bilgeliğe sahip olduklarından şüpheliyim.İran İslam'ı savunduğunu iddia etse de Suudî Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Umman, Ürdün, Türkiye, Azerbaycan ve Lübnan dâhil Müslüman ülkelere saldırıyor.İran sloganların arkasına saklanıyor ve araçlarını yalnızca kendi çıkarlarına hizmet etmek için kullanıyor."
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemeleri devam ederken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in kamuoyu önündeki sessizliği dikkati çekiyor.
Wall Street Journal'da (WSJ) 2023'te yayımlanan "Trump'ın En İyi Dış Politikası: Savaş Çıkarmamak" başlıklı makalesinde Vance, "2024'te Trump'a destek veriyorum çünkü ABD'lileri pervasızca yurt dışında savaşmaya göndermeyeceğini biliyorum," ifadesini kullanmıştı...
Öte yandan, Cumhuriyetçi Partili ABD Senatörü Lindsey Graham: "Biz Kürtlere ihanet etmiyoruz, Ahmed eş-Şara'nın kuvvetlerini durdurduk.Kürt müttefiklerimizin kendi yerlerine sahip olmasını garanti etmeye kararlıyım. Elimde Kürt bölgelerine doğru eş-Şara’nın hareketini destekleyen her ülkeyi cezalandıran bir kanun var," dedi...
Amerika Birleşik Devletleri Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard: "İstihbarat camiası, Rusya, Çin, Kuzey Kore, İran ve Pakistan'ın, nükleer ve konvansiyonel yüklerle donatılmış, ülkemizi menziline alabilecek bir dizi yeni, gelişmiş veya geleneksel füze sistemi üzerinde araştırma ve geliştirme çalışmaları yürüttüğünü değerlendirmektedir...İran rejimi ayakta ancak büyük ölçüde zayıflamış durumdadır..." dedi...
ABD Senatosu İstihbarat Komitesi'nde düzenlenen "Dünya Genelindeki Tehditler" oturumuna, DNI Direktörü Gabbard, Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel ve diğer istihbarat birim yetkilileri katıldı...
Gabbard'ın, komitede özellikle bazı Demokrat senatörlerin İran'a yönelik saldırılara ilişkin yoğun sorularına yanıtlar verirken zaman zaman zorlandığı görüldü.
Ana görevlerinin istihbarat toplamak, analiz etmek ve Başkan Donald Trump'a sunmak olduğunu vurgulayan Gabbard, İran konusunda nihai karar vericinin Trump olduğunu hatırlattı...Gabbard, oturumun başında yaptığı açılış konuşmasında, ABD açısından Çin, Rusya, Kuzey Kore ve İran'ın "en önemli düşmanlar" olduğunu belirterek "İran rejimi hala ayakta ancak büyük ölçüde zayıflamış durumda" değerlendirmesinde bulundu...İran'ın nükleer zenginleştirme programının Haziran 2025'teki saldırılarla "yok edildiğini" iddia eden Gabbard, İran yönetiminin daha sonra nükleer zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlamadığını belirtti...Trump'ın "İran, ABD için acil bir tehditti," ifadesi sorulan Gabbard, "Neyin acil bir tehdit olup olmadığını belirlemek istihbarat topluluğunun sorumluluğu değildir. Bu, Başkan'ın aldığı bilgilere dayanarak vereceği bir karardır" diye konuştu...Gabbard ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılmasına ilişkin değerlendirmeler yaptıklarını aktararak "İstihbarat topluluğumuz uzun süredir İran'ın, Hürmüz Boğazı'nı bir koz olarak kullanacağı yönünde bir değerlendirme yapıyordu" dedi...ABD'li direktör, böyle bir durumda Trump'a ne önerdiklerine ilişkin sorulara ise yanıt vermedi.
CIA Direktörü Ratcliffe de kendi biriminin İran saldırıları öncesinde Trump'a günlük olarak yoğun brifingler sunduğunu ve bu istihbarat akışının Washington'daki karar verme sürecinde çok önemli olduğunu aktardı.Ratcliffe, CIA'in İran konusunda sahada çok aktif olduğunu anlattı...Trump'a sundukları istihbarata göre, İran'la ilgili ne tür değerlendirmeler yaptıklarına ilişkin detaylara girmek istemeyen CIA Direktörü, Trump'a haftada yaklaşık 10-15 brifing verdiklerini dile getirdi...İran'ın ABD'ye ve İsrail'e yönelik saldırı hazırlığında olduğunu iddia eden Ratcliffe, "Size şunu söyleyebilirim ki İran, bölgedeki enerji tesislerinde ABD çıkarlarına yönelik somut planlar yapmıştı, bu nedenle Savaş Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı, 'Destansı Öfke Operasyonu' öncesinde kuvvetlerin ve personelin korunması için önlemler aldı" dedi...
CIA'in yakın zamanda önce Venezuela'da şimdi de İran'da "başarılı operasyonlar" yürüttüğünü söyleyen Ratcliffe, "Sahadaki personelimizin başarısı sayesinde CIA görevini yerine getirmiştir. Bu başarıların bazıları kamuoyuna açık bir şekilde duyuruldu. (İran'a yönelik) Gece Yarısı Çekici ve (Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya yönelik) Mutlak Kararlılık Operasyonu gibi kusursuz askeri operasyonlar, kusursuz bir istihbarat tablosuna bağlıdır" şeklinde konuştu...Ratcliffe ayrıca, İran'ın herhangi bir müdahale olmaması halinde 6 ay gibi bir sürede ABD'yi vurabilme kapasitesine ulaşabileceğini söyledi...
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump'ın NATO müttefiklerinden Hürmüz Boğazı'nda daha fazla sorumluluk üstlenmesini beklediğini belirtirken, ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarında 120'den fazla geminin batırıldığını söyledi...Leavitt, Donald Trump'ın NATO müttefiklerinin Hürmüz Boğazı konusunda adım atmasını ve sorumluluk üstlenmesini beklediğini söyledi.Trump'ın, NATO ülkelerinin Hürmüz Boğazı konusunda herhangi bir girişimde bulunmamasından dolayı hayal kırıklığı yaşadığını ifade eden Leavitt, "Hürmüz Boğazı'nın açılması en çok da Avrupa'ya ve NATO'daki müttefiklerimize büyük fayda sağlıyor ve Başkan onların bu konuda daha fazlasını yapmasını istiyor" dedi...
ABD'nin ihtiyaç duyulduğu her durumda NATO'nun yanında yer aldığını vurgulayan Leavitt, NATO ülkelerinin de Hürmüz Boğazı konusunda somut adımlar atması gerektiğini belirtti. Leavitt, gerçekleştirilen saldırılarda İran'a ait 120'den fazla geminin batırıldığını iddia ederek, "Bu gemiler, ABD silahlı kuvvetleri sayesinde şu an denizin dibindeler" ifadelerini kullandı...Leavitt ayrıca, İran'ın nükleer silah edinmesine ilişkin Trump'ın tutumunu yineleyerek, Tahran'ın "kalıcı olarak nükleer silaha sahip olamayacağını" söyledi...Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt, Trump'ın Nisan ayı başında planlanan Pekin ziyaretinin bir süre ertelendiğini ve Çin'in bu durumu anlayışla karşıladığını ifade etti...
ABD terörle mücadele eski şefi Joe Kent, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sebebiyle başlayan savaşa ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu...İran savaşına giden süreci aktaran Kent, önemli karar vericilerin bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’a ulaşamadığını “Önemli karar vericilerin birçoğunun, gelip başkana görüşlerini ifade etmelerine izin verilmedi” sözleriyle belirtti...
İstifa kararının ardından Kent, kamuoyuna yansıtılan "İran yakın tehdit" iddialarını yalanladı. İran’ın büyük bir gizli operasyon hazırlığında olduğuna dair ellerinde hiçbir veri olmadığını vurgulayan Kent, şu ifadeleri kullandı: “İranlıların 1 Mart'ta büyük bir gizli saldırı düzenleyeceklerine, 11 Eylül 2001 veya 7 Aralık 1941 Pearl Harbor benzeri bir şey yapacaklarına, üslerimizden birine saldıracaklarına dair hiçbir istihbarat yoktu. Böyle bir istihbarat bilgisi hiç olmadı. İran'da nükleer silah geliştirmeyi yasaklayan bir fetva var.”
Geçtiğimiz ay ABD ve İsrail’in ortak operasyonuyla hayatını kaybeden İran Yüksek Lideri Ali Hamaney hakkında da konuşan Kent, bu suikastın bölgeyi daha istikrarsız hale getireceğini söyledi...Hamaney’in İran’ın nükleer programını kontrol altında tutan bir rol oynadığını savunan Kent, şu uyarıda bulundu: "Nükleer silah edinmelerini engelliyordu...Eski dini lider Ali Hamaney'in hayranı değilim ancak nükleer programlarını kontrol altında tutuyordu.Eğer Hamaney'i vahşice ortadan kaldırırsanız, insanlar rejimin etrafında toplanacaklardır. Elimizdeki veriler bunun açıkça böyle olacağını gösteriyor."
Kent, ABD ve İsrail'in ortak saldırısında öldürülen İran Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani hakkında da konuştu...Laricani'nin olası bir barış anlaşmasını sabote etmek için öldürüldüğünü iddia eden Kent, "Öldürülen Ali Larijani, anlaşma yapmaya can atan bir müzakereciydi" dedi.
Joe Kentten çarpıcı itiraflar: "Tehdit İsrailden geliyor"
Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun "İran yakın tehdit oluşturuyor" açıklamalarını sert bir dille eleştiren Kent, asıl provokasyonun İsrail kanadından geldiğini söyledi...Tucker Carlson’ın "Yani yakın tehdit İran’dan değil, İsrail’den mi geliyor?" sorusuna "Kesinlikle" yanıtını veren Kent, "Ortadoğu’daki politikamızdan gerçekten kim sorumlu?" diyerek Washington’daki İsrail lobi etkisine dikkat çekti...
İsrail'in ABD büyükelçisi Huckabee’nin ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda, Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin "İsrail’e Tanrı tarafından vaat edildiğini" söylemesi ve İsrail’in bu toprakların tamamını kontrol etmesinin sorun olmayacağını söylemesi büyük yankılar uyandırmıştı...
Geçtiğimiz dönemde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden ünlü aktivist Charlie Kirk dosyasına da değinen Kent, soruşturmanın engellendiğini itiraf etti...Kirk suikastıyla ilgili ipuçlarının üzerine gitmelerinin yasaklandığını söyleyen Kent, çarpıcı bir "dur" talimatı aldıklarını açıkladı...Kirk'ün İran ile savaşa karşı olduğunu belirten Kent, "Charlie'yi en son geçtiğimiz Haziran ayında gördüm. Gözlerimin içine baktı ve 'Joe, İran'la savaşa girmemizi engelle' dedi. Bu suikastla ilgili incelememiz gereken çok fazla detay vardı ama üzerine gidemedik. Charlie açıkça İsrail yanlısı grupların ve lobilerin baskısı altındaydı" dedi...
Joe Kent, istifa gerekçesini açıklarken, İran'a yönelik askeri hamlelerin meşru bir temeli olmadığını savundu. İran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturmadığının altını çizen Kent, saldırıların tamamen İsrail’in çağrıları ve baskıları sonucunda gerçekleştirildiğini ifade etti...Kariyeri boyunca 11 kez sıcak çatışmada yer aldığını hatırlatan Kent, Amerikan halkının çıkarlarıyla örtüşmeyen bir savaşın parçası olmayacağını belirtti. Kent, mektubunda şu ifadeleri kullandı: "Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan bir savaş için ülkemin gelecek neslini savaşmaya ve ölmeye göndermeyi kabul etmeyeceğim."
ABD Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent, Başkan Donald Trump'a "İran konusunda İsrail tarafından kandırıldınız" diyerek istifa etmişti...
Kent, "İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu" dedi. ABD'nin Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joe Kent, "İran'daki savaşı desteklemeye vicdanım el vermiyor" diyerek istifasını sunmuştu...Geçmişte 20 yıl boyunca asker olarak Amerikan ordusunda, daha sonra da CIA bünyesinde hizmet vermiş bir isim olan NCTC Direktörü Kent, Başkan Donald Trump'a hitaben kaleme aldığı ve İran savaşına son verme çağrısı yaptığı istifa mektubunu sosyal medya hesabından paylaşmıştı...Mektubunda, "uzun uzun düşündükten" sonra aldığı istifa kararını, ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlattıkları İran savaşı ile gerekçelendiren Kent, "İran'la savaşı destekleyeme vicdanım el vermiyor" dedi.
"Savaşı İsrail'in baskısı nedeniyle başlattık"
Kent, istifa mektubunda "İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ile onun Amerika'daki güçlü lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açık" ifadelerine yer verdi...Mektubunda kendisinin Donald Trump'ın ilk başkanlık dönemindeki değerlerini ve dış politika ilkelerini desteklediğini aktaran Joseph Kent, "2025 yılının Haziran ayına kadar, Ortadoğu'daki savaşların, vatanseverlerimizin değerli canlarını alan, ülkemizin servetini ve refahını tüketen bir tuzak olduğunu anlamıştınız" dedi.
"Kandırıldınız" diyen Kent Irak'ı hatırlattı
"Mevcut yönetimin ilk dönemlerinde, üst düzey İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasının etkili isimleri, 'Önce Amerika' programınızı bütünüyle baltalayan ve İran'la bir savaşı teşvik etmek amacıyla savaş yanlısı duyguları kışkırtan, bir dezenformasyon kampanyası başlattılar" diyen Kent, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yankı odası, İran'ın ABD için acil bir tehdit oluşturduğuna ve şu anda bir saldırı düzenlediğiniz takdirde hızlı bir zafere giden yolun açık olduğuna inanmanızı sağlayarak kandırılmanız için kullanıldı. Bu bir yalandı. Ve bu İsraillilerin, ülkemizin binlerce en iyi erkek ve kadınının hayatına mal olan korkunç Irak savaşına bizi sürüklemek için kullandıkları taktiğin aynısıydı. Bu hatayı bir daha yapamayız."
Geçmişte ABD adına 11 kez savaşlarda görev almış emekli bir asker olduğunu ve çok sevdiği eşi Shannon'u da "İsrail'in kışkırttığı bir savaşta kaybettiğini" belirten Kent, istifa mektubunu şu satırlarla tamamladı: "Gelecek nesilleri, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan vatandaşlarının hayatlarını kaybetmelerini haklı çıkarmayan bir savaşta savaşmaya ve ölmeye göndermek gibi bir şeyi destekleyemem. İran'da yaptıklarımızı ve bunları kimin için yaptığımızı derinlemesine düşünmeniz için dua ediyorum. Cesur adımlar atmanın tam zamanı. Dümeni kırıp, ülkemiz için yeni bir rota belirleyebilirsiniz. Ya da çöküşe ve kaosa sürüklenmemize göz yumabilirsiniz. Kartlar sizin elinizde. Yönetiminizde ve büyük ulusumuza hizmet etmek bir onurdu."
Donald Trump'tan istifaya tepki
Joe Kent, ABD'nin Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğü görevini 31 Temmuz 2025'te üstlenmişti...Mektubun sosyal medyada paylaşılmasının ardından Trump, Kent'i "zayıf" olmakla suçladı. ABD Başkanı gazetecilere yaptığı açıklamada Terörle Mücadele Merkezi Direktörü'nün istifa etmesinin "iyi bir şey" olduğunu söyledi, Kent'in "güvenlik konusunda çok zayıf" olduğunu öne sürdü...
ABD'de yayın yapan Axios'un konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberindeyse, yetkililerin Joe Kent'i "bilinen bir sızıntı kaynağı" olarak nitelendirdiği ve Kent'in başkanla yapılan brifinglerden çıkarıldığı ileri sürüldü.Kent'in istifasından önce FBI tarafından soruşturma altına alındığı belirtilen haberde, bilgileri ABD'li gazeteci Tucker Carlson ile muhafazakar bir podcast yayıncısına sızdırmasından şüphelenildiği öne sürüldü. Haberde, FBI'ın İsrail ile İran'a ilişkin istihbaratla ilgili de Kent'i soruşturduğu savunuldu...Haberde, Kent'in söz konusu iddialarla ilgili yorum taleplerine yanıt vermediği kaydedildi...
ANKETE GÖRE ABD VATANDAŞLARI SUÇ İŞLEYEN SÜPER ZENGİNLERİN ADALET ÖNÜNE ÇIKARILAMADIĞINA VE CEXALANDIRILMADIĞINA İNANIYOR!
Amerikalılar, zenginlerin işlediği suçlardan dolayı çok nadir olarak sorumlu tutulduğuna, hesap verdiğine, cezalandırıldığına inanıyor, Reuters / Ipsos anketi, Jeffrey Epstein'ın seçkin ABD iş ve siyasi çevrelerindeki bağlantıları hakkında milyonlarca kaydın yayınlanmasından sonra yapıldı...Dört günlük ankette katılımcıların büyük çoğunluğu anketi yapanlara ABD'deki zenginlerin eylemlerinden nadiren hesap verdiği cevabını verdi...
Trump'ın Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 2012'de öğle yemeği için Epstein'ın özel adasını ziyaret etti...
Dr. Mehmet Öz, 2016 yılında bir Sevgililer Günü partisi için Genelev imparatoruna davetiye gönderdi,..
Ne Lutnick ne de Oz suçlanmadı.
1990'larda ve 2000'lerde Epstein ile kapsamlı bir şekilde sosyalleşen Donald Trump Epstein hakkında herhangi bir bilgi vermeyi reddetti ve Epstein ile 2000'lerin başında bağlarını kopardığını söyledi.
Çevrimiçi ve ülke çapında yürütülen Reuters / Ipsos anketi, 1.117 ABD'li yetişkinin yanıtlarını topladı ve yüzde 3'lük bir hata payına sahipti.
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı açıklaması:
"Adana İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir...Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez...Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır..."
Milli Savunma Bakanlığı hava sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeydeki tedbirlerin artırıldığını belirterek, Adana İncirlik Üssü'ne ilave bir Patriot hava savunma sisteminin konuşlandırılacağını duyurdu...
Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Adana'da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak, Ramstein/Almanya’daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılmaktadır," ifadelerine yer verildi.
MSB açıklamasında, İncirlik Üssü'ndeki yabancı askeri personel ve yürütülen faaliyetlere ilişkin de net mesajlar verdi. Üssün tamamen Türkiye Cumhuriyeti mülkiyetinde ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrolünde olduğu vurgulanan açıklamada şu detaylar paylaşıldı:
"NATO ve ikili anlaşmalar temelinde ABD, İspanya, Polonya ve Katar’a ait askeri personel İncirlik’te görev yapmaktadır. Bu unsurlar NATO’nun Türkiye’ye yönelik güvence tedbirleri kapsamında hava savunma, muhabere destek ve muharebe hizmet destek görevleri icra etmektedir. Üs Komutanlığında yürütülen tüm faaliyetler Türkiye’nin egemenlik hakları ve milli mevzuatı doğrultusunda icra edilmektedir."
Geçtiğimiz günlerde, Türkiye'nin hava sahasının korunmasına destek sağlamak üzere görevlendirilen bir Patriot Sistemi'nin Malatya’da konuşlandırılmasına karar verilmişti. Bu son adımın ardından Türkiye'deki aktif Patriot sistemi sayısı 3'e yükselecek. Buna göre, sistemlerin biri Malatya'da, ikisi ise Adana İncirlik'te görev yapacak.
