menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nihat Güç Rü’yet-i Hilal Meselesi Ve Diyanet İşleri Başkanlığı

43 0
26.02.2026

Ümitsiz değilim. Lakin ümit besleyecek pek bir şey gördüğümü de söyleyemem. Her zaman, her yerde bitmek tükenmek bilmeyen aynı terane…

İnsanlık krizinin yaşandığı bir arenada, krizler ile karşı karşıya gelmenin hiç bir öneminin olmadığını da söylemek durumundayım. Kâfirlerin icat ettikleri, Münafıkların destekledikleri, Müşriklerin de finanse ettikleri krizler değildir kastım. Bizzat ellerimizle icat ettiğimiz krizlerden mütevellit birbirimize selam bile vermediğimiz olaylardan bahsediyorum.

Hâkim ve Kerim olan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği Ramazan ayındayız. Mübarek ve sayılı günlerin içinden geçiyoruz. Manevi havayı doyasıya teneffüs etmemiz gerektiğine inanıyorum. Ancak bu manevi atmosferi olması gereken vechiyle solumaz isek beyhude bir yaşamı sürdürmekle kalmaz eli boş da kalakalırız bayram gününde. Ömrümüzün hızla geçtiği gibi bu günler de çabucak geçecek, şüphe yok bunda. Kıymetini bilmeye çalışalım, zamanımızı Kur’an ile kıymetlendirelim ki bayrama arınmış, durulanmış, hafiflenmiş ve günahlardan azade olmuş bir vaziyette ulaşalım.

Dünya Müslümanları olarak Ramazan ayına aynı günde başlamayı ve aynı günde bayram etmeyi çok istiyordum. Ancak bu olmadı. Hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da ayrılık ve farklılık yaşandı. Kimi ülkeler Çarşamba günü oruca başladı kimi ülkeler de Perşembe günü niyet etti oruca. Bolluk içinde yokluğu yaşamanın tipik örneğinin bu olduğunu düşünüyorum.

Ramazan’a başlarken sancılı, sıkıntılı ve çetrefilli bir süreci yaşadığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Suudi Arabistan Salı günü Ramazan hilalini gördüğünü ilan etmesi üzerine çarşamba günü kutsal topraklarda orucun ilk günü olarak idrak edildi. Bu durum gayet normal… Onlar hesap, kitap, rasathane işinden çok, Ramazan hilalini gözlemleyerek tespit etme usulu ile işlerini yürüttüklerini hepimiz biliyoruz. “Yevmi şek” günlerini isimlendirme yapmadan hilali gözetlemeye devam ederler. Bu işlemlerde fıkhi kurallara aykırı bir durumun olduğunu da söyleyemeyiz. İsteyen onlara tabi olur isteyen de bizzat kendisi Ramazan hilalini gözetleyerek oruca başlayabilir. Bu da fıkhi kurallara ters bir durum olmayacaktır. Gözleri ile hilali gözetleyenlere söz söyleme hakkımızın olmadığı gibi rasathanede hilali (birkaç yıl öncesinden) tespit ettiklerini söyleyenlere tabi olanlara da söz söyleme hakları olmamalıdır. Buraya kadar herşey normal. Olması gereken de bu.

Şimdi sıkı durun size önemli bir soru sormak........

© Akasyam