Nihat Güç İman Kalptedir Yansıması Fillerdedir
İman ettiğini söyleyen münafıkları da inkâr eden insanlar kategorisinde değerlendirdiğimiz vakit insanları mü’min ve kâfir diye iki kısma ayırabiliriz. Dileyen iman eder dileyen de inkâr eder.
İman ve inkâr konuları insanın düşünce yapısını, dünya görüşünü şekillendirdiği gibi söz, fiil ve eylemlerini şekillendirmekte önemli bir etkendir. İnsanoğlu tarafından sergilenen her hangi bir davranışı inançtan hali kılamazsınız. Ya da inançtan uzak bir değerlendirmeye tabi tutabileceğiniz herhangi bir alan veya konu yoktur.
Aynı olaya farklı pencerelerden bakmaya, farklı değerlendirmelere tabi tutmaya sebebiyet veren asıl etmenin iman olduğunda kuşku yoktur. Ayetlerden ve hadislerden anladığım budur. Bir şeyi doğru veya yanlış kabul etmenin, helal ve haramların çerçevesini çizmenin, ibadet ve isyan kavramlarını, cennet ve cehennem olgusunu olması gereken vechiyle açıklamanın temelinde inanç vardır.
İman akılla değil kalp ile gerçekleşen bir olgudur. Bu yüzden her şeyi akılla çözmek isteyen kişilerin gerçek manada iman etmelerini beklemek abesle iştigalden öte bir şey olmayacaktır. Ayetlerden Hz. İbrahim (a.s)’in ölülerin nasıl diriltildiğini görmek istemesinin asıl sebebinin kalbin mütmain (Bakara/260) olmasından başka bir şey olduğunu iddia edemeyiz. Buradaki ifade açık ve nettir.
O halde kalp, tam anlamıyla itminana erip iman ile çalışmaya başladığı andan itibaren akıl denen meleke kendisinden beklenen görevleri hakkıyla icra etmeye başlayacaktır. Doğruları doğru, yanlışları yanlış, helalı helal, haramı da haram olarak kabul eden insanların inancı sağlamdır. O yüzden iman eden insanlar iman etmeyen insanlardan hep farklı düşünmüşlerdir, gözleriyle şahit oldukları olayları hep farklı görmüş ve farklı yorumlamışlardır. Bu durum dün de böyleydi, bu gün de böyledir yarın da böyle olmaya devam edecektir.
Dünya görüşü imanı şekillendirmiyor bilakis iman dünya görüşünü şekillendirmektedir.
İnsanların fikirleri, sözleri ve davranışları kalp üzerinde büyük bir etkiye sahiptir: “Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.” (Mutaffifin/14) ayeti de bunu ifade........
