menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Burak Çileli Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!

42 0
18.04.2026

 Bir nekrofilia medeniyeti olan Batı’da, bilhassa ABD’de, neredeyse gelenekselleşmiş hale gelen, yıllardır duymaya alıştığımız okul katliamı haberlerine, geçtiğimiz günlerde ardı ardına Türkiye’den de üzücü haberler eklendi.

Bu vesileyle, internet kulislerindeki kan donduran paylaşımlar, medyada servis edilmeye, devlet tarafından üzerine daha fazla gidilmeye başlandı. Elbette gidilecek, gidilmeli; “Allah korkusu olana Allah korkusu; olmayana ise…” kabilinden ibretlik durumların yaşanmaması için!..

Bizim Batıcılarımız ise, fırsat bu fırsat diye sokağa fırlayıp, faturayı hükümete kesmeye kalktılar hemen. “Tarikatlar, cemaatler” falan gibi mânâlarını bile bilmedikleri aksesuar lâflarla, işin ucunu alâkalı alâkasız İslâm’a dokundurmadan edemezler bizim Batıcılarımız! (Kendilerinin devlet oldukları postallı demokrasi dönemlerinde dokunmadıkları bazı “tarikat ve cemaat”lere niçin dokunmadıkları, ayrı bir yazı konusu. Bilhassa sapık cemaat FETÖ’yü teşvikleri!..) Aynı kafa yapısının ters yöndeki simetriği kimi hatiplerse, görünme fırsatını kaçırmayıp “maneviyat” falan gibi klişeler üzerinden genelin geneli tesbitlerle, yine “ilahiyat” ezberlerine sarıldılar!

Mushafa rezilce hakaret eden, burada tekrarına dilim varmayan cânice lâflar edip, davranışlar sergileyen gençlere dikkat ettiniz mi? Bunların hemen hepsi, bir çoğu orta veya alt gelir gruplarından Anadolu kökenli ailelerin çocukları! Ve yine o zavallı psikolojilerinin “Epstein kültürü”yle benzerlikleri dikkatimizi çekti mi? Şark usûlü Epstein modeli!..

Katillerden birinin babası polismiş, annesi edebiyat öğretmeniymiş filan diyerek hayret edilmesine, en başta ben şaşırıyorum. Birinci sınıf Emniyet Müdürü babası, önüne gelen kriminal dosyalarda, erkek çocuklar arasında veba salgını gibi yayılan cinsî kimliksizleşme hastalığına şahit oluyor, ters tepeceğini bilmeden buna karşı tedbir niyetine silah eğitimi veriyordu belki de oğluna! Edebiyat öğretmeni annesi ise, lisanımızı unutturup dilimizi yutturan ve mekanikleştiren internet/sosyal medya dilinden onu kurtarmaya çalışıyordu belki de!

Zihin, bir yönüyle “tabula rasa-boş levha”dır. Levhaya ne yazarsan o kayıtlanır; bilhassa 14 yaşına kadarki kayıtlar çok önemlidir. Mirzabeyoğlu’nun tarifiyle genç, “hassas mevceleri -dalgaları, frekansları- kapmaya mahsus antendir”… Orada da bırakmaz; “cesaret gençliğin süsüdür” der.

Cesaret, köreltilmesi yahut itliğe ve serkeşliğe teşvik edilmesi gereken değil, savaş ve şehitlik şuuru ile terbiye ve ıslah edilmesi, “süblime” edilmesi gereken bir sıfattır.

Bunun için eğitim ve öğretim şart ama........

© Akasyam