Adabımuaşeret İle İlgili Ayet ve Hadisler
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Adabımuaşeret İle İlgili Ayet ve Hadisler
Adabımuaşeretin tanımını yaptıktan sonra, adabımuaşeretle ilgili ayet ve hadisler hakkında kısa bir çerçeveyi anlatmak istiyoruz. Kur’an-ı Kerîm’in çeşitli ayetlerinde adabımuaşeret açısından aile bireylerinin, akraba ve komşuların bir arada barış içerisinde yaşamalarının gerektiği haber verilmektedir. Bunun için insanların sosyal hayatta hak ve sorumluluklara riayet etmeleri, uyumlu, geçimli ve güler yüzlü olmaları öğütlenmekte; her türlü muamelelerde kaba, kırıcı söz ve davranışlardan sakınmaları talep edilmektedir.[1] Bazı ayetlerde inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayatın çeşitli alanlarını ilgilendiren konular hakkında, adabı muaşeret/nezaket kuralları ile ilgili artarda çeşitli emir, tavsiye ve yasaklar sıralanmaktadır.[2] Hadis kaynaklarında da çeşitli hadisler, edep, güzel ahlak, iyilik ve benzeri baplar altında bir araya getirilmişlerdir. Hz. Muhammed’in (sav.), “Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır”[3] anlamındaki hadisi, güzel ahlakın, diğer bir ifade ile adabımuaşeretin İslam dinindeki önemini ortaya koymaktadır. Kur’an-ı Kerim’de insanın bu güzel ahlak üzere yaratıldığı haber verilmektedir:
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ {4}
“Biz insanı en güzel şekilde yarattık.”[4]
Bu ayette anlatılan güzel yaratılış, maddi yapıyı olduğu kadar, insanın manevi yapısının, soysal ve ahlaki davranışlarının temel niteliğini ve son noktada olması gereken şekli ve tarzı da kapsamaktadır.
Merhum Ahmet Hamdi Akseki’nin (ö.1370/1951) bu konuda özet olarak yapmış olduğu açıklamaları şöyledir: “Yüce Allah insana melekiyetle hayvaniyet mertebesi arasında öyle bir mevki vermiş ki, eğer o mevkiin hakkını gereği gibi eda edecek olursa melekler onun hizmetkârı olur. Fakat vazife-i insâniyesini ifada kusur eder, nefsin tahakkümü altına girecek olursa, öyle sefil bir derekeye düşer ki, hayvanların en bayağı olanları bile, sefalet ve zilletin bu derecesinden istikrah/nefret ederler.”[5] Yani kişi, insani görevlerini Allah’ın rızasına uygun bir şekilde yerine getirirse meleklerden daha üstün bir dereceye yükselmekte ve bu görevlerini yerine getirmezse hayvanlardan daha aşağı bir dereceye düşmektedir. Öyle ki, hayvanlar bile o kötü hali kerih görürüler.
Kur’an-ı Kerim’in bize öğrettiği ahlâk ve adap, zamandan zamana, mekândan mekâna değişmeyen, evrensel hayat düsturlarını temsil eder. İslam ahlak ve adabı diye nitelediğimiz bu sistemin en güzel öreği de Hz. Muhammed’dir (sav.). Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu hakikat, şöyle dile getirilmektedir:
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيم
“Muhakkak ki sen, en güzel bir ahlak üzeresin.”[6]
Bu ayet-i kerimede Yüce Allah bir yandan Hz. Muhammed’i (sav.) taltif ederken, bir yandan da müminlere hayat tarzlarını ve davranışlarını kendisine uyduracakları mükemmel bir örnek sunulduğunu da ifade etmektedir. Nitekim Hz. Muhammed (sav.),
بُعِثْتُ لأِتَمِّمَ حُسْنَ اْلاَخْلاَقِ
“Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”[7] demiştir. O, Kur’an-ı Kerim’den ibaret olan güzel ahlâkını hayatında yaptığı uygulaması ve tavsiyeleri ile ümmetine tebliğ etmiştir. Ayrıca Yüce Allah bu hususta başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي........
