Bilişsel Bağımlılık Yaratmadan Yapay Zekayı Kullanmak
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Bilişsel Bağımlılık Yaratmadan Yapay Zekayı Kullanmak
Çocuklarımızın,torunlarımızın ve de gençlerimizin geleceklerini hazırladığımız eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı. Sağlıklı, huzurlu ve geleceğe güvenle bakabilecek evlatlar yetiştirmek için çırpınan aileler ve öğretmenler sorun yumağı ile boğuşurken yegane düşünceleri onlara sağlıklı bir gelecek hazırlayabilmektir. Eğitimli eğitimsiz, fakir, zengin tüm aileler çocuklarını alkol, madde, oyun bağımlılığından ve akran zorbalığından koruma gayretlerini sürdürmekte, fakat günümüzde cereyan eden sosyal çürümeyi gösteren olaylar karşısında çaresizlik ve tükenmişlik içinde pes etmektedirler. Gençlik yalnızca bilgi edinme değil, eleştirel düşünme, problem çözme, öz-düzenleme ve özgün düşünme becerilerinin geliştiği dönemdir. Teknoloji, yaşamı kolaylaştırırken aynı zamanda kolayca mutlu olmak, kolayca heyecan yaşamak, kolayca sorunlardan kaçmak, kolayca başarıyı yakalamak, kolayca para kazanmak için oturduğu yerden akıllı telefonunu ve yapay zekayı kullanan- beynini değil parmak ucunu çalıştıran-bir gençlik oluşturdu.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verilerine göre; 16–24 yaş grubundaki internet kullanıcılarının 9,4’ü üretken yapay zekâ kullanıyor. Genç kullanıcıların u,3’ü yapay zekâyı özel amaçlarla, S,9’u örgün eğitim amacıyla, ,7’si mesleki/iş amaçlı kullandığı belirtilmektedir. Türkiye’deki 1.402 üniversite öğrencisiyle yapılan 2025 tarihli bir araştırma da üniversite düzeyinde kullanımın yaygınlaştığı görülmektedir.
Genç “Ben düşündüm , araştırdım ,farklı görüşleri karşılaştırdım, kendi fikrimi oluşturdum ve yapay zekâdan eleştiri aldım.” yerine“ soruyu yazdım , yapay zekâ cevabı verdi ve doğrudan kullandım,” demektedir. Yapay zekâ bilgiyi buluyor ve aynı zamanda cevabı sizin yerinize oluşturuyor. Başka bir değişle ”Armut piş, ağzıma düş” diyen genç, düşünmeyi kullanmıyor.” Düşünüyorum , o halde varım,” diyen Descartes’in aksine bu gençlik “Düşünmüyorum, o halde yokum,” diyecek.
Bir problemi kendimiz çözerken; hatırlarız , ilişkilendiririz , varsayımda bulunuruz , hata yaparız ve düzelterek sonuca ulaşırız. Yapay zekânın bütün bu süreci birkaç saniyeye indirmesi kısa vadede avantajdır; Daha az zamanda daha az zihinsel yükle daha hızlı sonuç alınır. Ancak bilişsel yükün azalması; eleştirel düşünme, analitik düşünme ve karar verme süreçlerini -zihinsel gelişimi -yavaşlatır.
Bir gencin her ödevde hazıra konması analiz yapma becerisini geliştirmesini engeller.
Oysa eğitimde amaç yalnızca bilmek değil bilgiyi seçmek, güvenilirliğini değerlendirmek, farklı bilgiler arasında bağlantı kurmak, karşı görüş oluşturmak ve kendi fikrini savunmak gibi becerileri geliştirmektir.
YZ, yeni fikirlerden ziyade mevcut fikirleri yeni biçimlerde birleştirme üzerine işliyor.
Başka bir deneyde yapay zekâ “yaratıcı sonuç” üretmeyi kolaylaştırabilir ama bu, insanın yaratıcı düşünme kapasitesinin aynı ölçüde geliştiği anlamına gelmez. Milyonlarca genç aynı sistemlerden: kompozisyon, hikâye, proje fikri, girişim fikri, sunum, slogan, tasarım fikri almaya başlarsa, çıktıların birbirine benzemesi riski doğar. Genç, sürekli olarak kendi fikrini oluşturma yerine YZ fikrini benimsemeyi tercih ederse bilişsel bağımlılık ortaya çıkabilir.
Bu nedenle problem YZ kullanmak değil, YZ’nın zihinsel emeğin yerine geçmesidir. Bir öğrenci bir konuyu YZ’ya açıklattığında anladığını sanır, ama kendisine “Şimdi bunu hiçbir yardım almadan açıkla,”denildiğinde anlatamayabilir.
Yani bilgiye erişmek ile bilgiyi zihinde yapılandırmak birbirine karışabilir. Her şeyi YZ’ya sormak, bilgiyi hatırlamak için gereken zihinsel çabanın azalmasına yol açabilir.
Araştırma yapmayı, kaynak değerlendirmeyi, tartışmayı, yazmayı gerçekten öğrenmemiş genç, üniversite sonrası, YZ yardımının olmadığı sınav, mülakat veya gerçek iş yaşamında başarısız olabilir. “Benim düşüncemi zorla, karşı argüman üret, hatalarımı bul,”diyen genç, “Benim yerime düşün,” diyen gence göre bilişsel yönden avantajlı olacaktır.
Gelecekte beceri eşitsizliği, YZ kullananlar ve kullanmayanlar arasında değil, YZ’yı nasıl kullananlar arasındaki büyüyebilir.Bu açıdan Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 raporuna göre; Yapay zekâ ve büyük veri gibi teknik becerilerin önemi hızla artarken yaratıcı düşünme, analitik düşünme, esneklik, merak ve yaşam boyu öğrenme de önemini koruyor ve yükselen beceriler arasında yer alıyor. Dolayısıyla gelecekte avantajlı genç; YZ’dan en çok cevap alan değil, YZ’nın verdiği cevabı en iyi sorgulayandır. Bu nedenle Türkiye’de eğitim politikası açısından asıl hedefin:
Gençleri yapay zekâdan uzak tutmak yerine gençlere yapay zekâyı düşünmeyi güçlendirmek için kullanmayı öğretmek,” olmalıdır.
Hemşirelik, YZ kullanım potansiyelinin en fazla olduğu sağlık alanlarından biridir.
Türkiye için henüz “ülkedeki tüm hemşirelerin YZ kullanım oranlarına yönelik ulusal, temsili bir istatistik yok. Ancak hemşirelik öğrencileri üzerine yapılan çalışmalar hızlı bir benimseme olduğunu gösteriyor; Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde 436 hemşirelik öğrencisiyle yapılan araştırmada (2026): Öğrencilerin ,8’i YZ araçlarını günlük kullandığı,........
