Atlıkuş İmparatorluğu 5:Akdeniz’de Bin Hızır Reis
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Atlıkuş İmparatorluğu 5:Akdeniz’de Bin Hızır Reis
Çarşı esnafları kendi aralarında dünya şampiyonluğunu tartışırken, çocuklar başka bir sokakta ellerindeki kartondan yapılmış uçak maketlerini havaya atarak uçurmaya çalışıyordu. İşte bu anda bir rüzgar esintisi ve gök gürültüsü içinde yağmur damlaları yerlere inmeye başladı. Akdeniz üzerinde şimşekler iniyor, yağmur ve dolu birbiriyle yere ayak basıyordu. Havaya atılmasıyla birlikte uçan bir maket uçağı, bir anda yükselerek beyaz bir kuş gibi onbirbinler metredeki Atlıkuş ordusuna düşüverdi, halen yağmur ve dolular yeryüzüne inerken, esnaflar içeri, çocuklar sokaklardan evlerine dağılmaya başladılar. Akdeniz’de büyüyen her bir çocuk Prevezeye hazırlık yapardı, havada uçan, denizde yüzen bir gemi tasarlardı. Sonra, bu yağmur altında Akdeniz iklimi insana bir özgüven ve strateji öğretirken, cesaret ve zekayı ateşte yanan taşlara daldırır, daldırır ve çelik ederdi. Atlıkuş ordusuna katılan Kartal yavrusu Türkistanın asaletinden ve Anadolu hikmetinden olacak beyaz aksakallı eli değmiş gibi tertemizdi. Atlıkuş ordusu içindeki birliklerle hemen kaynaştı. Midilli ve Girit üzerinden esen rüzgarla Cezayir semalarını temaşa eyleyen birliğin yeni üyesi, bu temaşanın hızından olacak Dede Korkut timsali adı Hızır oldu.
Yol uzarken akan giden Atlıkuş birlikleri, sahadan gelen her tür bilgiyi inceliyor, yağan yağmurda, karda kışta sahra üzerinden Kıbrıs semalarından Kızıldeniz eses veriyorlardı. Akdeniz olabildiğince sessizken dalgalar yükseliyor, Kıbrıs semalarında ağlayan kuş iniltileri, ince ince perde perde yankılanıyordu, bir sessizlik semaya hakim oldu. Hızır, tüm Atlıkuş birliklerine bir hitabet yapacaktı. Akdeniz’de korsanlar baskılarını arttırmış, masum insanları katlediyor, çocuklardan, yaşlılardan deryalara kan akıyordu. Bu yüreklerin dayanmadığı ahval dairesinde Hızır, büyük bir ihtişam içindeki Atlıkuş birliklerine, Akdeniz kadar büyük bir yürekle, emin seda:
“Gazâ vaktidir; Bismillâh!” emrini duyurdu,
Tüm atlıkuş birlikleriyle Akdenizden Kızıldenize doğru deryâlara açıldılar. Hızır’ın büyük sedasını bir gül kokusunda işiten Atlıkuş İmparatorluğunun lideri, Hızır için “Hayreddin” unvanını gönderdi.
Hareket içinde ilerleyen birliklerden bazı kuşlar akdenize dokunuyor, akdenizin dalgalı sularında ritim içinde hedefe yaklaşıyorlardı, bazıları havada ses dalgasıyla güneşin kıvılcımlarına bağlı gruplar içinde öncülük ediyorlardı. İşte bu esnada, daha önce hiç görülmemiş bir beyaz balina Kızıldeniz üzerinden kanat çırparak yükseldi ve Atlıkuş birliklerine birer zarf içinde gizli yol haritasını teslim etti. Akşama girerken gece, artan rüzgarla tüm denizcilerin yelkenleri gerildi, toplandı ve Akdeniz sularının altına doğru yol aldı. Göklerden gelen ışığı denize indiren gemilerden beyaz bir dalga Atlıkuş birliklerine yol oluyor, dalgalardan etkilenmeden ilerliyordu. Hızır, kendine düşen liyakat ve çeviklik ile Kızıldeniz’deki diğer Atlıkuş birliklerine eline ulaşan zarfda gizli mesajı iletti. Kıbrıs, Akdeniz için ne kadar........
