menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü?

17 0
13.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü?

Bazen birini görür ve ilk birkaç dakikada yakınlık kurarız. Onu anlamak ve onunla anlaşmak için fazla çabalamaya ihtiyaç duymayız. Bazen de tam tersi olur. Daha ortada hiç bir şey yokken bir huzursuzluk çöker; sesinden, sözünden, üslubundan hatta sessizliğinden bile rahatsız oluruz. Sonra küçük meseleler bile büyük sorunlara dönüşür; biz de söylenip dururuz: Niye bir türlü anlaşamıyoruz?

Yıllardır iletişim üzerine düşünüyorum. Derslerde, seminerlerde, günlük hayatta, aile içinde, kurumlarda, yöneticilerle, öğrencilerle, eşlerle, dostlarla yapılan sohbetlerde aynı manzaraya defalarca şahit oldum. İnsanların önemli bir kısmı aslında kötü niyet yüzünden değil, birbirini yeterince “okuyamadığı” için zorlanıyor diyebilirim.

Ama sorunun en can alıcı noktasının çok da uzakta olmadığını söyleyebilirim.

KENDİNİ OKUMADAN, BAŞKASI NASIL OKUNUR?

Yunus Emre der ki: “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.”

Bu sözü sadece bilgiye değil, iletişime de dair çok güçlü bir hatırlatma olarak görüyorum. Kendini bilmeyen, başkasını da tam bilemez. Kendi duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini fark etmeyen, başkasınınkini nasıl fark etsin?

Çoğu zaman sorun karakter değil, tarz farkıdır.Kimi insan hızlı düşünür, hızlı konuşur, hızlı karar verir.Kimi insan biraz bekler, tartar, gözler, sonra adım atar.Kimi insan daha çok sonuca odaklanır.Kimi insan ilişkiyi, duyguyu ve uyumu daha çok önemser.Kimi insan açık ve doğrudan bir iletişimi tercih eder.Kimisi daha temkinli, daha kontrollü, daha yumuşak ilerler.

Hayatın içinde insanlarla yüz yüze baktığımızda, her kitabın ayrı bir hikâyesi yokmuş gibi davranıyoruz bazen. Oysa herkesi yalnızca “insan”, her kitabı yalnızca “kapak” olarak görürsek yanılırız.

Bir atasözü vardır: “Kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz.”Bence iletişimin özü de biraz burada. Çünkü kendini bilen insan, başkasına daha az haksızlık eder. Her susanı kibirli, her hızlıyı kaba, her ayrıntıcıyı zor, her duygusal olanı zayıf sanmaz. Önce kendi gözlüğünü fark eder. Sonra başkasına daha dikkatli bakar. Kitabın kapağını değil, içeriğindeki hikâyeyi görmeye çalışır. Zarfı değil, mazrufu anlamaya yönelir.

İLETİŞİM VE DAVRANIŞ TARZLARI TESTİ

Kişisel blogumda yer alan iletişim ve davranış tarzları testi de tam bu ihtiyaçtan doğdu diyebilirim. İnsanları kesin kalıplara sokmak için değil; onlara kendileriyle ilgili bir ayna tutabilmek için…

“Sen busun” demek için değil; “Senin baskın eğilimlerin bunlar olabilir, belki bu yüzden bazı ilişkilerde daha rahat, bazılarında daha çok zorlanıyorsun” diyebilmek için…

Testin çıkış noktası şu: Hepimiz insanlarla aynı şekilde konuşmuyor, aynı hızda karar vermiyor, aynı şeylerden etkilenmiyoruz. Kimimiz göreve ve sonuca daha yakınız, kimimiz ilişkiye ve insani etkileşime… Kimimiz daha doğrudan ve görünürüz, kimimiz daha sakin ve temkinliyiz…

Test de tam bu farklılıkları görünür kılmaya çalışıyor.

‘YER DAMAR DAMAR; İNSAN TÜRLÜ TÜRLÜ’

Bu çerçevede öne çıkan temel eğilimlerden biri Yönlendirici / Aslan profili. Bu profile yakın olanlar genellikle hızlı düşünür, çabuk karar verir, net konuşur, işi sonuçlandırmak ister. Güçlü yanları kararlılıklarıdır; ama bazen sert, aceleci ya da baskın görünebilirler.

Bir diğer profil Analitik / Baykuş. Bunlar düşünerek ilerlemeyi, ayrıntıyı, ölçüp tartmayı, net bilgiye dayanmayı önemser. Güçlü yanları dikkat ve derinliktir; ama bazen fazla mesafeli, yavaş ya da zor beğenen biri gibi algılanabilirler.

Dışadönük / Tavus Kuşu, daha görünür, canlı, hareketli ve etkileyici iletişimi temsil eder. Bu profile yakın kişiler konuşmayı, etkileşimi, ilgi görmeyi ve iz bırakmayı sever. Güçlü yanları enerjileri ve motivasyonlarıdır; ama bazen dağınık ya da sabırsız bulunabilirler.

Sevecen / Güvercin ise ilişkiyi, uyumu, huzuru ve yumuşak iletişimi önceleyen yapıyı anlatır. Bu profile yakın kişiler kırmadan konuşmaya, denge kurmaya, güven vermeye çalışır. Güçlü yanları sıcaklıkları ve anlayışlarıdır; ama bazen fazla geri planda kalan ya da karar vermekte zorlanan biri gibi görülebilirler.

Bir de tek bir profile sıkışmayan, farklı durumlarda farklı yönlerini kullanabilen Çok Yönlü / Prizma eğiliminden söz edebiliriz. Bu da bize insanın tek renkten oluşmadığını, içinde farklı tonlar taşıyabildiğini hatırlatır.

Bence testin en kıymetli taraflarından biri de burada başlıyor. Çünkü sonuçlar sadece bir profil adı vermiyor. İnsana kendi baskın eğilimini, diğer yönlerini, güçlü taraflarını ve iletişimde zorlanabileceği alanları düşünme fırsatı veriyor.

Bazen insan şu cümleleri fark ediyor:Ben net olayım derken sertleşiyorum.Ben uyumlu görünmeye çalışırken aslında kendimi geri çekiyorum.Ben hızlı çözüm isterken karşımdakinin anlaşılma ihtiyacını ıskalıyorum.Ben ayrıntı verirken........

© Akademik Akıl