Doktor Bey, Bayramda Açık mısınız?
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Doktor Bey, Bayramda Açık mısınız?
Bayrama üç gün vardı.
Şehirde garip bir hareket başlamıştı.Kasaplarda telaş, otogarlarda, hava alanlarında valiz, marketlerden kolonya, şeker alma telaşı…
Aile Sağlığı Merkezi’nde ise küçük çaplı bir iç göç yaşanıyordu.
Koridor sabah sekizde dolmuştu.
Sanki mahallece biri karar almıştı:
“Bayramdan önce ne hastalığınız varsa bugün halledin.”
ASM sekreteri Elif Hanım soğumuş çayını lavaboya dökerken koridora baktı, sonra doktora dönüp o tarihî cümleyi söyledi:
” Hocam… bugün herkes gelmiş.”
Doktor bilgisayarı açtı.
Bilgisayar da belli ki bayram istemiyordu.Beş dakikadır açılıyormuş numarası yapıyordu.
İlk hasta içeri girdi.
Yetmiş yaşlarında, yüzünde ekonomik krizle yoğrulmuş Anadolu sabrı taşıyan bir amca…
“Doktor Bey, şu kolesterol ilacından iki kutu fazla yaz.”
Doktor gözlüğünün üstünden baktı:
“Amca geçen ay da yazdık.”
Adam hemen savunmaya geçti:
Sanki kolesterol de bayram tatiline çıkıyordu.
Doktor:“İlaç yetiyor zaten.”
Amca sandalyeye yaklaştı, sesi kısıldı:
“Evladım şimdi et yenilecek… kavurma olacak… insanız sonuçta.”
Doktor reçeteyi yazarken içinden:
“Bu memlekette insanlar önce mangalı kuruyor, sonra kardiyolojiyi düşünüyor…”
Amca tam çıkarken döndü:
“Bir de en fiyakalısından mide koruyucu yaz.”
Şimdiden önlem alalım.
Daha kavurma ortada yoktu ama mide teslim bayrağını çekmişti bile.
İkinci hasta içeri girdi.
Teyzenin yüzünde ciddi devlet işi takip eden müfettiş ifadesi vardı.
“Evladım bana hem çocuk hem de büyük için antibiyotik yaz.”
Şimdilik bir şeyim yok.
” E neden antibiyotik?”
Teyze mantıklı bir açıklama yaptı:
Doktor birkaç saniye düşündü.
Tıp fakültesinde enfeksiyon zinciri görmüştü ama “torun ihtimaline karşı antibiyotik” konusu işlenmemişti.
“Teyze hasta olmadan antibiyotik kullanılmaz.”
“E çocuk bayramda ateşlenirse ben nöbetçi eczane mi arayacağım?”
Bu cümlede memleketin bütün büyükanneleri birleşmişti.
Koridordan başka bir ses yükseldi:
“Hocam kurban keserken tansiyonum çıkıyor!”
Adamın elleri bıçak tutmaktan kürek gibi olmuştu.
Doktor tansiyon ölçerken sordu:
“Geçen bayram ne oldu?”
Kasap gururla anlattı:
“Ben acilde açtım gözümü.”
Doktor başını salladı.
Türkiye’de kardiyoloji ile büyükbaş hayvancılık arasında görünmez bir bağlantı vardı.
Derken emekli bir bey içeri daldı.
Sanki bütün kamu kurumları şahsen ona ayıp etmişti.
“Altı aydır MR bekliyorum!”
Doktor sakin olmaya çalıştı:
“Beyefendi ben aile hekimiyim…”
“Kurbanlık fiyatını öğrendim sinirlenmedim… ama şu MR sırası var ya… insanın hekime olan sevgisini sınıyor!”
Doktor cevap vermedi.
Koridor gittikçe kalabalıklaşıyordu.
Bir yanda rapor isteyenler…Bir yanda “yola çıkacağız” diye serum talep edenler…Bir yanda şeker hastası olup:
“Bayramdan bayrama bir şey olmaz hocam…”
Doktor her cümlenin sonunda aynı şeyi hissediyordu:
Kimse aslında sadece ilaç istemiyordu.
Biraz konuşmak istiyorlardı.
Birileri yüzlerine baksın…“İyi bayramlar” desin…İsimleriyle hitap........
