menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asansör Bozulduğunda Hekim Nerede Kalır?

14 0
30.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Asansör Bozulduğunda Hekim Nerede Kalır?

Tıp Eğitiminde Yapay Zekânın Sessiz Riski

Bir gün hastanedesiniz. İnternet yok. Sistemler çökmüş. Karşınızda nefes darlığı olan bir hasta var. O an cebinizdeki “asansör” çalışmıyorsa, kaçıncı kattasınız?

Tıp eğitimi uzun yıllar boyunca sabrın, tekrarın ve zihinsel emeğin üzerine inşa edildi. Öğrenci, anatominin katmanlarını, fizyolojinin dengelerini, patofizyolojinin kırılma noktalarını adım adım öğrenerek yukarı çıktı. Her basamak, bir öncekini sağlamlaştırdı. Bugün ise bu merdivenlerin yanına güçlü bir araç eklendi: yapay zekâ.

Yapay zekâ, tıp öğrencisi için bir asansör gibidir. Bilgiyi hızla özetler, olasılıkları sıralar, karar süreçlerini kısaltır. Zaman kazandırır. Yorgunluğu azaltır. Hatta kimi zaman hata payını düşürür. Ancak asıl mesele, bu kolaylığın bedelidir. Çünkü sürekli asansör kullanan biri, bir süre sonra merdiven çıkma kaslarını kaybeder.

Bugünün öğrencisi giderek daha sık şu hataya düşüyor: Sonucu görmek, süreci öğrenmenin önüne geçiyor. Oysa tıpta doğru sonuca ulaşmak kadar, o sonuca hangi zihinsel yoldan ulaşıldığı da hayati önemdedir. Klinik muhakeme, hazır cevaplarla değil; yanlış yaptığını anlayarak, sorgulayarak ve bağlantılar kurarak gelişir. Bu süreç atlandığında, bilgi vardır ama anlayış yoktur.

Asıl risk, teknoloji yok olduğunda ortaya çıkar. İnternetin olmadığı, sistemlerin çöktüğü, algoritmaların suskun kaldığı bir anda hekim ne yapacaktır? Eğer o ana kadar hep “asansörle” çıkılmışsa, cevap nettir: Bulunduğu katta kalacaktır. Bu yalnızca teknik bir aksaklık değil, zihinsel bir kırılmadır.

Hekimlik, belirsizlikle baş etme sanatıdır. Her hasta kitaba uymaz. Her belirti, algoritmaya sığmaz. Bu nedenle hekim, yalnızca bilgiye değil; o bilgiyi işleyebilecek bir zihinsel yapıya sahip olmalıdır. İşte o yapı, merdivenlerde inşa edilir.

Burada yapılması gereken, yapay zekâyı dışlamak değil; onu doğru yere koymaktır. Yapay zekâ bir rehber olabilir ama bir ikame olamaz. Öğrenci önce düşünmeli, ihtimalleri kendisi tartmalı, yanılmalı, yeniden kurmalıdır. Yapay zekâ ise bu sürecin sonunda bir ayna gibi kullanılmalıdır: “Ben ne düşündüm, o ne diyor, fark nerede?”

Çünkü mesele hız değil, derinliktir. Mesele doğru cevaba ulaşmak değil, doğru düşünmeyi öğrenmektir.

Sonuçta asansörler kalıcı değildir. Bozulur, durur, erişilemez hâle gelir. Ama merdivenler her zaman oradadır. Tıp öğrencisinin asıl sorumluluğu, hangi katta olursa olsun, o merdivenleri tek başına çıkabilecek gücü korumaktır.

Aksi hâlde soru şu olur:Asansör sizi yukarı mı taşıdı, yoksa siz hiç yükselmediniz mi?

Sınırlar: Türkiye’de Sağlık Politikası ile Siyaset Arasındaki Hudutlar Üzerine Bir........

© Akademik Akıl