menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kevser Sûresi-Kurban İlişkisi Nasıl Okunmalı

82 0
13.05.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Kevser Sûresi-Kurban İlişkisi Nasıl Okunmalı

Kurban Bayramı’na doğru yol aldığımız şu günlerde vaazların ve hutbelerinin konusunu kurban oluşturmakta ve mevzu da genellikle Kevser suresi çerçevesinde işlenmektedir. Bu bağlamda Kevser suresinin ikinci ayetine verilen anlam “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!” şeklinde olmaktadır.

Kurbanın haccın bir parçası olduğu, haccın Medine döneminin sonlarında farz kılındığı, Hz. Muhammed’in bir defa hac yaptığı, Kevser suresinin ise Mekke döneminin başlarında inzal edildiği gerçeği dikkate alındığında surenin farklı bir konuyu işlediği görülür. Erkek çocuklarının vefatı üzerine müşriklerin Hz. Muhammed’i “ebter/soyu kesik” diye nitelendirmesi ve moralini bozmaya çalışması teşebbüslerine karşın Yüce Allah’ın ilk âyette kevser (nübüvvet/peygamberlik) verdiğini hatırlatarak onu desteklediği müşahede edilir. Ardından müşriklerin güçlerini kendi tanrılarından ve sistemlerinden almalarıyla zımnen bağlantı kurularak Hz. Muhammed’in yalnızca Allah’a dayanması ve O’nun için çabalaması gerçeğine dikkat çekilir. Binaenaleyh, surenin ikinci âyeti bildik anlamda namaz ve kurbanla ilgili değil Hz. Muhammed’in sırtını Allah’a yaslaması ve sadece O’nun için çabalamasıyla ilişkilidir.

Buradan bakıldığında Kevser suresinin kurbanla ilgili hutbe ve vaaz konusu yapılması ilk etapta çok isabetli durmuyor gibi görünür. Ben de kurbanın mahiyetini tam anlamıyla kavramdan önce böyle olduğunu düşünürdüm. Ancak kurbanın mahiyetini kavradıktan sonra Kevser suresinin kurban konusuyla ilişkilendirilmesinin isabetli olduğuna kani oldum. Lakin mevcut sunum şekliyle değil, nüzul arka planı ve zamanı göz önünde bulundurularak!

Bugün ülkemizde ve diğer Müslüman ülkelerde kurban algısı hayvan kesimine ve et tüketimine odaklanmış bir görünüm arz etmektedir. Kurban mesajları da genellikle koç görüntüsü eşliğinde paylaşılmaktadır. Bundan dolayı bazı insanların zihinlerinde şöyle bir eleştiri vücut bulmaktadır: “Hayvan kesip bayram yapan bir dini anlamakta zorlanıyorum!”

Bu eleştiri, kurbanın mahiyetinin doğru kavranamaması ve yansıtılamamasından dolayı gayet yerindedir. Aslında İslam dininde hayvan kesildiği için bayram yapılmamaktadır. Bayram, Hz. İbrahim ve İsmail misali nefsi Allah’a teslim etmenin bir sonucu olarak yaşanmaktadır. İbrahim-İsmail teslimiyeti, insanın değil, onun dunundaki/altındaki bir canlının (hayvanın) kurban edilmesi sonucunu insanlığa armağan bırakmıştır.

“Kurban kimlere vaciptir?” sorusuna fıkıh kitaplarımız “dinen zengin olanlara” cevabını verir. İşin doğrusu bu sorunun, bundan önce cevaplanması gereken çok daha önemli bir boyutu vardır. O da şudur: “Kurban, Hz. İbrahim ve İsmail gibi benliğini Allah’a teslim etmeyi başarmış olanlara vaciptir!”

Kevser suresi Hz. Muhammed’in şahsında tüm Müslümanlara benliklerini Allah’a teslim etmelerini, sadece O’nun için çabalamalarını telkin eder. Nazil olduğu dönemde henüz namaz emredilmediği için ikinci âyette geçen “salât” kelimesi kök anlamı olan “bağlılık, yaslanma, dayanma” manasındadır. Kurban olarak çevrilen “nahr” kelimesi ise “çabalamak” anlamındadır. Tefsirlere bakıldığında müfessirlerin kelimeye “namaza başlama tekbirini alırken ellerini göğsünün hizasına kaldır, göğsünün altında sağ elini sol elinin üzerine koy, göğsünle kıbleye yönel, Allah’a itaat konusunda çaba sarf et” gibi farklı anlamlar verdikleri görülür.

Son anlam dikkate alındığında Kevser suresinin mü’minlere........

© Akademik Akıl