Ortadoğu haritasını yeniden çizecek büyük savaş
20 Mart 2003’te neo-muhafazakârların ideolojik kontrolü altındaki ABD yönetimi, Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak’a sebepsiz bir saldırı başlatmıştı. Resmî gerekçe, Irak’ın “kitle imha silahlarının” ABD güvenliği için tehdit oluşturduğu iddiasıydı. O günlerde Saddam’ın gangster rejimini kimse savunmadı; kendi askerleri bile. İlk halı bombardımanının ardından Amerikan birlikleri güneyden ilerleyerek şehir şehir ülkeyi işgal etti ve iki hafta içinde Bağdat’a ulaştı. Diktatörü bir çukurda saklanırken yakaladılar ve onu asarak idam edecek olan Iraklı Şii düşmanlarına teslim ettiler.
Amerikan neo-muhafazakârlarının Ortadoğu için büyük planları vardı. Irak’ı işgal ederek ve sınırsız petrol rezervlerinden yararlanarak Amerika’nın hâkimiyetinde, İsrail’e dost yeni bir Ortadoğu’yu finanse etmeyi tasarlıyorlardı. Geleneksel müttefikleri olan, Selefi-cihatçı ideolojinin etkisi altındaki Suudilere güvenmiyorlardı. Dahası, ABD Ortadoğu’daki hidrokarbon kaynaklarına (küresel ihracatın yaklaşık %’i) hâkim olarak yalnızca bölgeyi değil; Avrupa’dan Hindistan’a ve özellikle Çin’e uzanan geniş bir coğrafyada nüfuzunu pekiştirebilecekti.
Fakat savaşların planlandığı çizgide ilerlememe gibi kötü bir alışkanlığı vardır. Saddam’ın güvenlik kadrolarının, ABD işgaliyle iktidardan uzaklaştırılmış nüfuzlu Sünni unsurları işgale karşı ayaklandı; Amerikan askerlerinin hazırlıklı olmadığı yol kenarı bombalarına başvurarak 4 bini aşkın Amerikalının ölümüne ve trilyonlarca dolarlık kayba yol açtı. Ama en kötüsü bu da değildi: Amerikan işgali, Bağdat’ın anahtarlarını İran yanlısı Şii partilere — her ikisi de İran rejimiyle yakından ilişkili olan al-Da‘wa ile İslam Devrimi Yüksek Konseyi’ne — teslim etmişti. Amerikalılar........
