menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğu Akdeniz: Büyük güç rekabetinin yeni merkezi

32 0
15.08.2026

Bugün Doğu Akdeniz'de yaşanan mücadele, aslında denizlerin paylaşımına ilişkin değildir. Asıl mücadele, XXI. yüzyılın uluslararası düzenini kimin şekillendireceği üzerinedir. Bu nedenle Doğu Akdeniz'e bakmak, yalnızca bir bölgesel krizi değil, dünyanın nereye doğru evrildiğini okumaktır.

Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak/ Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü

Tarih boyunca bazı denizler yalnızca kıyılarını çevreleyen devletlerin kaderini belirlemedi; aynı zamanda uluslararası düzenin yönünü de tayin etti. Bir dönem Atlantik, sanayi devrimiyle birlikte küresel hâkimiyetin merkezi oldu. Soğuk Savaş boyunca Pasifik ve Atlantik, iki kutuplu dünyanın stratejik eksenini oluşturdu. Bugün ise uluslararası siyasetin ağırlık merkezi yeniden yer değiştiriyor. Karadeniz'den Hint-Pasifik'e uzanan geniş jeopolitik kuşakta yeni rekabet alanları ortaya çıkarken, bu dönüşümün en karmaşık ve en kritik düğüm noktalarından biri Doğu Akdeniz hâline geliyor.

Bugün Doğu Akdeniz bir dönüşüm yaşamaktadır. Yaklaşık on yıl önce bölge, doğal gaz rezervleri ve enerji projeleri üzerinden tartışılıyordu. Oysa bugün Doğu Akdeniz'i yalnızca enerjiyle açıklamak mümkün değildir. Burası artık deniz yollarının, askerî güç projeksiyonunun, kritik altyapının, uluslararası hukukun ve büyük güç rekabetinin aynı anda kesiştiği yeni bir jeopolitik merkezdir.

Bu değişim tesadüf değildir. Uluslararası sistem, Soğuk Savaş sonrasında oluşan tek kutuplu yapısından uzaklaşırken küresel rekabet de yeni sahalara taşınmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri hâlâ uluslararası sistemin en güçlü aktörü olsa da küresel düzeni tek başına belirleyebildiği dönem geride kalmaktadır. Çin ekonomik kapasitesini jeopolitik etkiye dönüştürmeye çalışırken, Rusya askerî gücüyle yeniden nüfuz alanı oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ise enerji güvenliği, göç ve uluslararası hukuk ekseninde bölgesel denklemin önemli aktörlerinden biri olmayı sürdürmektedir.

Ancak XXI. yüzyılın rekabeti artık büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya geldiği klasik bir mücadele değildir. Rekabet denizlerde daha belirgindir. Özellikle Karadeniz, Güney Çin Denizi, Hint-Pasifik ve Doğu Akdeniz gibi bölgesel havzalarda kıyasıya bir rekabet yürütülmektedir. Büyük güçler doğrudan savaşmak yerine, nüfuzlarını bu jeopolitik düğüm noktalarında artırmaya çalışmaktadır. Doğu Akdeniz'i farklı kılan ise aynı anda hem Avrupa'nın enerji güvenliği, hem Orta Doğu'nun istikrarı, hem küresel ticaret yolları hem de deniz hukukuna ilişkin tartışmaların merkezinde yer almasıdır.

Bugün Süveyş Kanalı'ndan geçen bir ticaret gemisinin güvenliğiyle Kıbrıs çevresindeki enerji arama faaliyetleri, Suriye kıyılarındaki askerî varlık, deniz tabanından geçen veri kabloları ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı tartışmaları birbirinden bağımsız gelişmeler değildir. Bunların tamamı, aynı stratejik denklemin parçalarıdır. Asıl mücadele artık yalnızca doğal gaz rezervlerinin paylaşımı çerçevesinde değildir. Mücadele esasen deniz alanlarının kontrolü, ulaştırma koridorlarının güvenliği, kritik altyapının korunması ve uluslararası düzen üzerinde söz sahibi olabilme kapasitesi üzerindedir.

Askerî rekabetin yeni niteliği

Doğu Akdeniz'in yükselen stratejik değerinin ilk nedeni, dünya ticaretindeki merkezî konumudur. Süveyş Kanalı, Türk Boğazları ve Cebelitarık arasında uzanan deniz hattı, Avrupa ile Asya arasındaki en önemli ticaret koridorlarından biridir. Enerji taşımacılığı kadar konteyner ticareti de bu güzergâha bağımlıdır. Bu nedenle deniz yollarının güvenliği artık yalnızca ekonomik bir mesele değil, ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biridir.

İkinci unsur, kritik altyapının giderek denizlere taşınmasıdır. Günümüzde küresel internet trafiğinin büyük bölümü deniz tabanındaki fiber optik kablolar üzerinden........

© Açık Görüş