menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 Temmuz'dan bugüne FETÖ'yü yeniden okumak

12 0
04.07.2026

Dün takiye, örgüt mensubunun gerçek aidiyetini saklamasıydı. Bugün dijital takiye, örgütsel söylemin kendisini mağduriyet, hukuk, demokrasi, gazetecilik veya sıradan muhalefet diliyle saklamasıdır.

Dr. Muhammed Ersin Toy/ Yazar

Hain terör örgütü FETÖ, 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye'ye karşı kanlı bir darbe girişiminde bulundu. Bu darbe girişimi, milletin cesareti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı duruşuyla durduruldu. Türkiye Yüzyılı'na giden yolda Türk milletini durdurmak isteyen bir ihanet şebekesi, uluslararası ağlarla kurduğu karanlık ilişkilerle birlikte yenildi.

Bugün 15 Temmuz'un 10. yılına girerken meseleyi yalnızca darbe gecesiyle sınırlı okumak eksik kalır. Çünkü FETÖ, 40 yılı aşan takiye, sızma ve ihanet yapılanmasıyla önce yargı ve emniyet üzerinden devleti hedef aldı; ardından ordu içindeki unsurlarıyla askerî darbe girişimine kalkıştı. Emniyette, yargıda, orduda, medyada, eğitimde, bürokraside, uluslararası temsil alanlarında ve dijital mecralarda örgütlenen bu yapı, yalnızca bir darbe örgütü değil, Türkiye'nin devlet aklını içeriden teslim almaya çalışan çok katmanlı bir ihanet mekanizmasıydı.

Unutmayacağız, unutturmayacağız

Aradan geçen 10 yıla rağmen hâlâ FETÖ mensuplarının gözaltına alınması, FETÖ bağlantılı dijital hesapların kapatılması ve örgütün farklı maskelerle varlığını sürdürmeye çalışması, tehdidin yalnızca geçmişe ait olmadığını göstermektedir. Bugün bize düşen, FETÖ zihniyetini devletin, toplumun, dijital alanın ve hafızanın bütün katmanlarından tamamen arındırmak; gelecekte yeni FETÖ'lerin ortaya çıkmasını engelleyecek güçlü bir kurumsal, toplumsal ve zihinsel bağışıklık inşa etmektir.

15 Temmuz'da 251 kahraman vatandaşımız şehit düştü, binlerce insanımız yaralandı. Darbe girişimi sonrasında yürütülen soruşturmalarda 390 bin 354 FETÖ şüphelisi gözaltına alındı, 113 bin 837 zanlı tutuklandı. 15 Temmuz yargılamalarında 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı; 1634 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 1366 sanığa müebbet, 1891 sanığa ise çeşitli sürelerde hapis cezası verildi. Bu sayılar, FETÖ'nün yalnızca darbe gecesiyle sınırlı olmayan geniş örgütsel yapılanmasının adli ve kurumsal boyutunu göstermektedir.

Tankların önüne çıkanların, köprülerde şehit düşenlerin, Meclis bombalanırken görev yerini terk etmeyenlerin ve sokakta canını millet iradesine siper edenlerin hikâyesi, 15 Temmuz hafızasının ahlaki temelidir. O gece millet, yalnızca bir darbeyi durdurmadı; devletin, demokrasinin ve millet iradesinin bir işgal girişimine karşı nasıl savunulacağını bütün dünyaya gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 15 Temmuz bağlamında sürekli vurguladığı "unutmayacağız, unutturmayacağız" çizgisi, bu gecenin geçmişe ait bir anma günü değil, Türkiye'nin gelecek güvenliği için diri tutulması gereken bir hafıza alanı olduğunu ortaya koymaktadır. Erdoğan'ın "tedbir ve teyakkuz" vurgusu, mücadelenin yalnız geçmişe dönük bir hesaplaşma değil, bugüne ve geleceğe dönük bir devlet refleksi olduğunu göstermektedir. Çünkü hafıza korunmazsa ihanetin yöntemi unutulur; yöntem unutulursa aynı tehdit başka isimlerle, başka maskelerle ve başka araçlarla yeniden örgütlenebilir.

Bugün 2026'ya, yani FETÖ darbe girişiminin 10. yılına yaklaşırken mesele, FETÖ'nün ne yaptığını bilip bilmemek değildir. Biz FETÖ'nün ne yaptığını gayet iyi biliyoruz. Asıl mesele, FETÖ'nün nasıl ihanet ettiğini, hangi boşluklardan sızdığını, hangi kavramları araçsallaştırdığını, hangi kurumları hedef aldığını ve devleti hangi mekanizmaları üzerinden ele geçirmeye çalıştığını unutmamaktır.

FETÖ Türkiye'ye sadece darbe yapmadı; devletin hangi boşluklardan ele geçirilebileceğini de düşmana gösterdi. Nerede denetimsizlik varsa oraya yerleşti. Nerede liyakat açığı varsa oradan sızdı. Nerede dinî güven varsa onu istismar etti. Nerede eğitim ihtiyacı varsa onu devşirme alanına çevirdi. Nerede........

© Açık Görüş