Halkın geçim ve seçim çilesi!
Türkiye’nin esas sorunu, ekonomide üretimin kalitesini ve verimliliğini artırmak kadar bölüşümde adaleti sağlamak. Zira hakkıyla bölüşülmeyen üretimden ve verimlilikten de bir “hayır” (iyilik) bekleyemeyiz. Son dönem yükselen muhalefet de bölüşümde adalet vurgusu üzerine yoğunlaşmaya başlamıştı. Ancak “mutlak butlan” (kesin geçersizlik) kararıyla ana muhalefetin iki parçaya bölünmesi bu vurguyu aşağıya çekecektir.
Peki bundan en çok kim “kazanç” sağlar?
Ucuz emekçi arayan şirketler mi, yoksa geniş halk yığınları mı?
Kadıköy çarşısını gezdiğinizde, her ikisinin de problemli olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz, fakat halkın çilesi bir başka tabii. Farklı bir deyişle, 2025 sonu itibariyle, nüfusun en düşük gelirli yüzde 20’si ücretlerinin yüzde 68’ini kira, konut ve gıda gibi temel harcamalara ayırmak zorunda olduğundan, mülk sahibine ve sermayeye göre durum daha zor, hem de çok zor. (Tüik, 2 Haziran hanehalkı harcamaları.)
İşçi sınıfının büyük çoğunluğu oluşturduğu halkın çilesi bununla da bitmiyor. Geleceğe dönük umutların olması için, mevcut politikaların alternatiflerinin oluşması ve muhaliflerin gür bir sesle tek elden hareket etmesi elzem; fakat muhalefet orada “butlan” denilen hukuk garabetiyle karşı karşıya kaldı. Böylece muhalefetin en büyük parti kolu ikiye bölünmüş oldu. 30 Mayıs’tan bu yana olanların işaretleri daha önceden verilmişti aslında. Yazın beklendiği ve hukukun araçsallaştırıldığı yorumu abartılı olmaz.
Esasen ben sosyal demokrasinin “koltuk sevdasına” kurban giden ve geniş kitlelerin oyunu heba eden (ve etmeye devam eden) KK gibi LS gibi “Freudyen” kişiliklere kızmıyorum. Onlara meselenin genel başkanlık sorunundan öte, laik cumhuriyet ve özgürlükler sorunuyla bağlantısını hatırlatmakla yetiniyorum.
Bir yanda bir türlü yüzde 30’ların altına düşürülemeyen enflasyon ve geniş tanımlı işsizlik, özellikle barınma, ulaştırma ve gıda gibi temel mal ve hizmet fiyatlarındaki artışa yetişemeyen emekçi kesimlerin çilesi; diğer yanda düşük gelen büyüme rakamından da anlaşılacağı gibi (2026/ 2. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %0,2 artış) ekonomideki derin durgunluk eğiliminin getirdiği bunalım... Dış dünya partneri........
