Harekete geçen gerilim: ABD, İran ve Basra Körfezi
ABD’nin İran ile müzakere yoluna gitme niyeti, 15 maddelik anlaşmanın duyurulması ve ABD’nin olası ateşkes ilanı hakkındaki haberler, sürekli değişen açıklamalar ve ABD Başkanı Donald Trump’ın çelişkili ifadeleri, barış girişimlerinin inandırıcılığını zayıflatmıştır. Trump’ın müzakere ve ateşkes konusundaki açıklamalarına İran tarafından yalanlama gelmiştir. Peki, hangi taraf doğru söylüyor? Bu belirsizlik, küresel ekonomi ve bölgesel aktörler açısından beklenti ve risk ortamı yaratmaktadır. Bölgede artan askeri operasyonlar ve ABD Özel Kuvvetlerine bağlı hava indirme birliklerinin Hark Adası’na çıkarma yapma hazırlıkları, barış umutlarının azaldığını göstermektedir.
Pakistan’ın Arabuluculuk Rolü
Bu ortamda, ABD’nin Pakistan üzerinden ateşkes talebinde bulunduğu ve Pakistan’ın, her iki tarafın onayı şartıyla arabuluculuğa sıcak baktığı gündeme gelmiştir. Önceki günlerde Türkiye ve Mısır’ın da arabuluculuk olasılığı gündeme gelmiştir. Pakistan’ın öne çıkması, son dönemde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile yoğun diplomatik temaslarıyla bağlantılı görülmektedir.
Ancak hangi ülke arabuluculuk rolünü üstlense de ABD’nin 15 maddelik anlaşması, İran tarafından kabul edilemez olduğu kadar gerçek bir barış anlaşması niteliği taşımamaktadır. Tek taraflı taleplerden oluşan bu anlaşma, müzakere değil dayatma niteliği taşımaktadır.
Talepleri masaya koymak ile müzakere aynı şey değil
ABD, 15 maddelik şartlarını açıkladı; İran ise önceden kendi taleplerini iletmişti: tazminat ödenmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğinin tanınması, savaşın tekrar etmeyeceğinin garanti edilmesi ve saldırıların sona erdirilmesi. Ancak iki tarafın talepleri masaya koyması, müzakere ettikleri anlamına gelmemektedir. ABD’nin talepleri tamamen teslimiyet talebi olmuştur. İran’ın........
