menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran Savaşı gölgesinde ABD donanmasının füze sorunu

68 0
26.07.2026

ABD Donanmasının sorunu VLS hücresi eksikliği değildir. Asıl sorun, savaş uzadığında bu hücreleri yeniden doldurabilecek füze üretim, sanayi ve lojistik kapasitesinin yetersiz kalmasıdır.

Yaklaşık 233 muharip ve 60 yardımcı gemiden oluşan ABD Donanmasının karaya taarruz, hava savunma ve suüstü harbi için kullandığı başlıca füzelerin büyük bölümü dikey fırlatma sistemlerinden, yani VLS’lerden ateşlenmektedir. Tomahawk Block IV ve V seyir füzeleri karaya taarruzda; SM-2, SM-3, SM-6 ve ESSM füzeleri hava ve füze savunmasında, bazı SM-6 ve ESSM varyantları ise suüstü hedeflerine karşı kullanılabilmektedir. Bu nedenle bir savaş gemisinin sahip olduğu VLS hücresi sayısı, büyük ölçüde taşıyabileceği azami hazır füze miktarını da belirlemektedir. Gemide bu füzeler için VLS dışında ayrı bir ana mühimmat deposu bulunmadığından, ateşlenen her füze geminin mevcut savaş yükünü doğrudan azaltır. Boşalan hücreler ise seyir hâlinde başka bir gemiden doldurulamaz, füzelerin limanda, ağır vinçler kullanılarak dikey biçimde hücrelere yeniden yüklenmesi gerekir. Dolayısı ile temel sorun VLS hücrelerini savaş boyunca yeniden doldurabilmektir.

Bugün ABD Donanmasının sahip olduğu 70 adet DDG51 sınıfı muhribin her birinde 96 VLS hücresi, 3 Zumwalt sınıfı muhriplerin her birinde 80 VLS hücresi, 17 adet CG47 sınıfı kruvazörün her birinde 122 VLS hücresi,12 Virginia sınıfı nükleer saldırı denizaltısının her birinde 12-40 VLS hücresi mevcuttur. Toplamda söz konusu gemilerin yani 102 adet muhrip, kruvazör ve denizaltının hepsinin faal olduğunu ve tüm VLS yuvalarının dolu olduğunu farz ve kabul edersek karşımıza atışa hazır toplam 10,000 füze kapasitesi (gemi başına ortalama 98) ortaya çıkar.

ABD MÜTTEFİKLERİNİN VLS KAPASİTESİ

ABD’nin başlıca müttefiklerinin dikey atım sistemi (VLS) kapasitesi de ABD ile kıyaslandığında oldukça sınırlıdır. Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri yaklaşık 16 Aegis muhribi ile toplam 1.000 VLS hücresine, Güney Kore Donanması ise 17 büyük muharip gemide yaklaşık 700–760 VLS hücresine sahiptir. Buna karşılık İngiliz Kraliyet Donanmasının bugün fiilen hizmette bulunan yalnızca altı Type 45 hava savunma destroyerinde toplam 288 VLS hücresi bulunmaktadır.

ÇİN VE RUSYA VLS KAPASİTESİ.

ABD’nin en büyük deniz rakibi olan Çin’in modern suüstü filosu incelendiğinde, yaklaşık 10 Type 055 kruvazör/muhribinde gemi başına 112, 35 Type 052D/DL muhribinde 64 ve 40 Type 054A firkateyninde 32 VLS hücresi bulunduğu görülmektedir. Yalnızca bu üç sınıf esas alındığında Çin, yaklaşık 85 gemide 4.640 VLS hücresine, diğer VLS donanımlı eski ve yeni sınıfların eklenmesiyle de 5.000’e yaklaşan veya bu seviyeyi aşan bir toplam kapasiteye ulaşmaktadır. Çin’in evrensel VLS hücrelerinden başta HHQ-9 ailesi hava savunma füzeleri, YJ-18A gemiye karşı seyir füzeleri ve Yu-8 denizaltı savunma harbi roketleri ateşlenebilmektedir. Çin saldırı denizaltılarının çoğu seyir ve gemiye karşı füzelerini torpido kovanlarından kullanmakla birlikte, stratejik nükleer denizaltılar dikey balistik füze lançerlerine sahiptir ve yeni nesil Type 093B saldırı denizaltılarında seyir füzelerine yönelik VLS kapasitesi bulunduğu değerlendirilmektedir.

Rusya’nın suüstü filosundaki gemiye karşı füze VLS kapasitesi yaklaşık 500–700 hücre seviyesindedir. Hava savunma VLS hücreleri de eklendiğinde toplam dikey atım kapasitesi yaklaşık 1.200–1.500 hücre düzeyine ulaşmaktadır. Bununla birlikte Rus Donanmasının asıl uzun menzilli taarruz gücü, VLS kapasitesinden ziyade Yasen ve Oscar sınıfı denizaltılar ile torpido tüplerinden Kalibr ve Oniks füzeleri kullanabilen diğer denizaltılarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Rus Donanmasının füze gücünü değerlendirirken yalnızca VLS hücre sayısına bakmak yanıltıcı olacaktır.

Dikey lançer (VLS) hücre sayısı, bir savaş gemisinin taşıdığı gerçek mühimmat yükünü tek başına göstermez. Aynı gemide bulunan VLS hücreleri, görevin niteliğine göre farklı füze kombinasyonlarıyla doldurulabilir. Bir donanmanın barış dönemindeki konuşlanması ile yüksek yoğunluklu bir hava-deniz harekâtındaki yükleme düzeni birbirinden önemli ölçüde farklıdır.

Savaş gemilerinin öncelikli görevi kendi bekasını sağlamak olduğundan, VLS hücrelerinin önemli bir bölümü genellikle hava savunma füzelerine (SM 2, SM 3, SM 6, ESSM) ayrılır. Gemiye karşı kullanılan seyir füzeleri, kara hedeflerine yönelik taarruz füzeleri ve denizaltı savunma harbi mühimmatı ise harekât sahası, tehdit değerlendirmesi ve görevin amacına göre farklı oranlarda yüklenir. Bu nedenle aynı sınıftaki iki gemi, aynı sayıda VLS hücresine sahip olmasına rağmen tamamen farklı füze konfigürasyonlarıyla göreve çıkabilir.

ABD, VLS KAPASİTESİNDE BELİRGİN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUYOR

ABD Donanması, savaş gemisi sayısında Çin Donanmasının gerisinde kalmış olsa da dikey lançer (VLS) kapasitesinde 2 kata varan açık ara üstünlüğünü sürdürmektedir. Başka bir ifadeyle ABD, platform sayısında geride olmasına rağmen, uzun menzilli hassas güdümlü mühimmat taşıma kapasitesinde Çin’in yaklaşık iki katı büyüklüğe sahiptir. Bu üstünlüğe Pasifik’teki iki önemli müttefiki Japonya’nın yaklaşık 1.000, Güney Kore’nin ise yaklaşık 700 VLS hücresi eklendiğinde, ABD öncülüğündeki ittifakın toplam füze magazin derinliği Çin’in oldukça üzerine çıkmaktadır. Bununla birlikte yalnızca toplam VLS hücre sayısına bakarak kuvvet dengesi hakkında kesin bir sonuca ulaşmak doğru değildir.

ABD DONANMASININ DÜŞÜK HARBE HAZIRLIK SEVİYESİ

20 Temmuz 2026 tarihli USNI Fleet Tracker verilerine göre ABD Donanmasının toplam 233 muharip ve 60 yardımcı gemisinden yalnızca yaklaşık 100’ü ileri konuşlandırılmış, bunların da yaklaşık 90’ı görev bölgelerinde faal durumdadır. Bu tablo, ABD Donanmasının etkin harbe hazırlık seviyesinin yaklaşık 0 düzeyinde olduğunu göstermektedir. Gemilerin önemli bir bölümü bakım, modernizasyon ve eğitim döngüsünde bulunurken, diğerleri Atlantik, Akdeniz, Orta Doğu ve Hint Okyanusu gibi farklı harekât alanlarında görev yapmaktadır. Bu nedenle kâğıt üzerindeki filo büyüklüğü ile fiilen kullanılabilecek muharip güç arasında önemli bir fark bulunmaktadır. İran ile geniş çaplı bir çatışmanın sürdüğü bir dönemde dahi filonun yaklaşık üçte ikisinin harekât sahasında bulunmaması, bu farkı açık biçimde ortaya koymaktadır.

Ana üslerde bulunan gemilerin bir bölümünün savaş hâlinde hızla göreve hazırlanabileceği varsayılsa bile, en iyimser değerlendirmeyle bu oran bugün için ancak P seviyesine ulaşabilir. Üstelik planlı bakım ve onarım programı yaklaşık yedi yıl geriden gelmekte, seferberlikte kullanılacak rezerv filodaki birçok geminin yaşı kırk yılı aşmaktadır. Bu durum, ABD’nin sayısal filo üstünlüğünü sınırlayan en önemli yapısal zafiyetlerden biridir.

ABD’NİN ASIL SORUNU: FÜZE ÜRETİMİ........

© 12punto