menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemal Kılıçdaroğlu Fenomeni: Tarihin Sert Hükmüyle Karşı Karşıya

31 0
23.05.2026

Kemal Kılıçdaroğlu artık yalnızca bir siyasetçi değil; Türk siyasetinin uzun yıllar tartışacağı ve muhtemelen çok da olumlu hatırlamayacağı bir “fenomen”.

Çünkü normal demokratik sistemlerde bu ölçekte seçim kaybeden bir lider çoktan siyasetin dışına itilirdi. Türkiye’de ise tam tersine, kaybettikçe siyasetin merkezinde kalmayı başardı. Bu durum bile başlı başına incelenmesi gereken siyasal ve sosyolojik bir vaka.

Peki mesele neydi?

Gerçekten kendi siyasi kapasitesinin sınırları mı onu başarısızlığa götürdü?
Yoksa iktidarın elinde onu etkisizleştiren başka kozlar mı vardı?
Ya da daha derinde, Türk siyaset mühendisliğinin ürünü olan kontrollü bir muhalefet modelinin parçası mıydı?

Bunların kesin cevabını belki hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Ancak sonuç ortada:

Tarihi fırsatlar kaybedildi.

“Lider Olmak İstemiyorum” Diyen Lider

Kılıçdaroğlu’nun yükselişi başından itibaren sıra dışıydı. Kendi doğal siyasi ağırlığıyla değil, Deniz Baykal sonrası oluşan olağanüstü denklem içinde CHP’nin başına taşındı.

Başlangıçta toplumun önemli bir kısmı onda:

* dürüstlük,
* sakinlik,
* devlet ciddiyeti,
* temiz siyaset
arayışını gördü.

Ve hakkını teslim etmek gerekir ki, kendisi de uzun süre gerçekten “tarihi bir uzlaşma” oluşturduğuna samimiyetle inandı.

Altılı Masa’yı yalnızca seçim ittifakı değil, Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için tarihî bir fırsat olarak gördü. Bu uğurda CHP’nin siyasi ve parlamenter ağırlığını oldukça cömert biçimde kullandı. DEVA ve Gelecek Partisi gibi toplumsal karşılığı sınırlı yapılara, kendi adaylığını desteklemeleri karşılığında CHP listelerinden milletvekillikleri verilmesi bu yaklaşımın en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Ancak siyaset yalnızca iyi niyetle yürümüyor.

Zamanla ortaya çıkan tablo şuydu:

Kılıçdaroğlu çevresinde yüksek siyasi kaliteye sahip,........

© 10 Haber