Eskiyi Tamamen Geride Bırakmadan Yeni Olunur mu?
Eskiyi Tamamen Geride Bırakmadan Yeni Olunur mu?
Ne cevap verirsem vereyim 23 yaşındaki oğlumu ikna edemiyorum. Sorusu şu: “Neden bizim ülkemizde Avrupa’daki gibi yüzyıllardır ayakta duran sivil binalar yok?”
Camilerimiz, saraylarımız, bir kısım kamusal binalarımız, hanlar, hamamlar vb. daha kalıcı bir mimari ve mühendislikle, yani taştan yapılmış; ama bunların sayısı aslında az.
Ahşap mimari ve mühendislik, Osmanlı’da çoğunluğun tercihiydi. Neden öyleydi?
Kültürel izah getirenler var: “Kalıcılık Allah’a mahsustu, ahşap mimari bu dünyadaki gelip geçiciliği simgeliyordu” diyorlar.
Ekonomik izah getirenler var: “Osmanlı’da halkın zenginleşmesine, sermaye biriktirmesine 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar izin verilmedi, en iyimser ihtimalle orta hâlli halk ahşap evlerde yaşıyordu.”
Malzeme bilimiyle cevap verenler var: “Jeolojik yapının izin verdiği yerlerde (mesela Ege kıyılarında, Göreme’de vb.) taş yapılar vardı ama geri kalan yerlerde taş yapı için yerel malzeme yoktu.”
Ben bunları söylüyorum ama oğlum ikna olmuyor. İstanbul’u gösteriyor bana. Tarihî camileri, türbeleri, hamamları (ki bunların sayısı 200’ü geçmez) çıkardığınızda İstanbul, kendisinin son 5 yıldır yaşadığı Los Angeles gibi 100-150 yıllık bir şehir gibi duruyor. Hatta baksanız, İstanbul’un binalarının ezici çoğunluğu aslında son 25-30 yılda yapılanlar.
Bugün İstanbul’da yaşanan en büyük mücadelelerden biri, şehrin yüz binlerce binasını yıkıp onları “kentsel dönüşüm”e sokmak ve depreme dayanıklı hâle getirmek. Yani, 40-50 yıl önce yaptığımız taş veya beton binalar bile kalıcı değil.
Yanlış anlamayın, bu yazı mimari hakkında değil, siyaset hakkında. Ama siyasete bakışımızla yaşadığımız mekânlara bakışımız arasında ister istemez bir paralellik var.
Tam günü bugün mü bilmiyorum ama bugün çok kuvvetli sembolik bir yıl dönümü (Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 103. yılı) olduğu için her şey bugün olacak gibi duruyor; iki ay öncesine kadar 103 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olan Özgür Özel, beraberinde bu partinin büyük bir parçasını da alarak yeni bir parti kurmak için yola çıkıyor.
Kendileri CHP’yi “baba evi” olarak........
