Dünyanın çivisi
Son 35 yılda ise emperyalizm yüzüne taktığı maskeyi ve eline taktığı eldiveni çıkararak kanlı dişlerini ve ellerini göstermeye başladı. Yugoslavya’nın parçalanması, Irak’ın ve Afganistan’ın işgali, Suriye’nin yıkımı, Libya’nın yıkımı, Yemen’deki savaş, Ukrayna, Karabağ, Gazze ve şimdi de İran.
Reel sosyalizmin çözülüşünün üzerinden 35 yıl geçti. Bugünkü kuşakların tanık olduğu bu zaman kesitinde dünyanın yaşadığı yıkım, savaş ve acıların, neden ve sonuçları üzerine daha fazla durmak gerekmez mi?
Gerek I. paylaşım savaşı gerekse II. Dünya savaşının nedenleri biliniyor: Kapitalizmin dünya ölçeğinde yaşadığı iktisadi krizler! Lenin’in tanımıyla emperyalist aşamaya geçen kapitalizm çağı, aynı zamanda savaşlar ve devrimler çağıydı. Devrimler “meselesini” bir tarafa bırakarak, iki büyük dünya savaşını gören insanlık, yaşadığı “soğuk savaşın” kıymetini bilemedi!
Bugün de uluslararası kapitalist sistem ekonomik krizini derinleştiriyor; emperyalist-kapitalist dünya sisteminin yaşadığı gerilim, sorun, yıkım ve savaşların arkasında tam da böylesi bir kriz mekanizması bulunuyor. (Dünyada devrimler çağının kapandığını düşünmek için hiçbir neden tam da bu nedenle bulunmuyor)
İki kutuplu dünya yokken ya da Sovyetler varken savaşlar olmuyor muydu? Birinci Paylaşım Savaşı’nın sonucunda Sovyetler kuruldu, İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunda sosyalist devletler çoğaldı. Çin, Küba, Vietnam devrimleri, Ortadoğu ve kuzey Afrika’da bağımsızlık hareketleri, Latin Amerika’da anti-emperyalist mücadelenin yükselişine........
