menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Kötülüğün Sıradanlığı”

24 0
10.08.2026

“Kötülüğün Sıradanlığı”

Kötülük için yalnızca ve öncelikle siyaset adamlarına gereksinim olduğunu düşünmemek doğru olur. Sıradan ve sade yurttaşlar da genellikle bu konuda ellerinden geleni artlarına koymazlar. Aile bireylerine kötü davranan, eşini, çocuklarını döven, söven ve ne yazık ki öldürmeye kadar götüren davranışlar sergileyen kişiler ülkemizde fazlasıyla rastlanan tiplemelerdir.

Bu bir kitabın adıdır; geçmişte okuduğum ve oldukça etkilendiğim bir kitap. Uzunca denebilecek bir süreden beri aklımda yer eden ve farklı düşünceler içine girmeme neden olan bu kitabın yazarı Alman asıllı yazar, tarihçi ve filozof Hannah Arendt’tir. Önemli bir siyaset kuramcısı olarak bilinen Arendt, Yahudi asıllı idi ve 1930’lu yıllarda Almanya’daki Antisemitizmin yoğunlaşması nedeniyle baskılara maruz kaldı ve 1937 yılında Alman vatandaşlığından çıkarıldı. Fransa’ya gitti, ancak Fransa’nın Almanlar tarafından 1940 yılında işgali üzerine ABD’ye gitti, yerleşti ve 1950 yılında vatandaş oldu. 1960 yılında İsrail ajanları tarafından Arjantin’de yakalanarak İsrail’e getirilen Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılamasını bir gazete adına izledi ve izlenimlerini önce gazetede yayınladı, sonrasında bunu bir kitap haline getirip bastırdı: Kötülüğün Sıradanlığı..!

Nazilerin Yahudi Departmanında uzun süre görev yapan Eichmann, yargılama sırasında kendisini savunmak için “Neden ben, o zamanlar herkes Yahudileri öldürüyordu” şeklinde beyanlarda bulunmuştu. Arendt, duruşmada savunmalarını ve tavırlarını izlediği Eichmann için şunları yazmıştı: “Fazlasıyla normal, ortalama, hatta basmakalıptı; sıradan bir devlet memuruydu. Dünyanın en sıra dışı cinayetlerinden sorumlu bu adam, bunları olabilecek en sıradan güdülerle, iyi bir vatandaş olma isteği, terfi etme gayreti, görev duygusu ve nezih toplum inancıyla işlemişti. Eichmann’da kötülük bir ihlal, bir yasa tanımazlık ya da bir kural dışılık değil, tersine daha baştan yasaya boyun eğmekti. Herkesi şaşırtan da buydu: şeytani bir zekayla falan değil, inanılmaz bir bayağılıkla konuşuyordu Eichmann. İdam edilmeden önceki son sözleri bile, yasaya uymanın verdiği kıvancı yansıtan klişelerle doluydu.” Arendt, “kriminal ilkelere göre örgütlenmiş bir toplumda bu bayağılığın dünyaya, insanın doğasında var olan tüm kötücül güdülerin toplamından daha büyük bir felaket getirdiğini” vurgulamıştır. Yargılama sonucu Eichmann, sayısı tam olarak bilinmeyen ve binlerce olduğu tahmin edilen Yahudilerin toplama kamplarına gönderilerek öldürülmelerinden sorumlu tutulmuş, ölüm cezası ile cezalandırılmış ve cezası infaz edilmiştir.

Kötülüğün Sıradanlığı kitabı, büyük suçların ve felaketlerin ille de canavar ruhlu, kötücül insanlar tarafından değil, yalnızca emirleri sorgulamadan kabul edip uygulayan, sıradan, kariyerine odaklanmış ve normal görüntülü devlet memurları tarafından gerçekleştirilebileceğini de aktarmaktadır. Öte yandan, kötülüğün derinliklerinde, nefret duygusu veya kötülük yapma hırsı değil, bireyin durup düşünmeden, eylemlerinin sonuçlarını tartışmadan ve sisteme........

© Yurtsever