menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin İsrail’e Karşı Caydırıcılığı Sınanmak İsteniyor

42 0
22.08.2026

Türkiye’nin İsrail’e Karşı Caydırıcılığı Sınanmak İsteniyor

İsrail, Türkiye’yi Suriye ve Doğu Akdeniz’de kışkırtarak neye, ne kadar tepki vereceğini anlamak istiyor. Ankara caydırıcılığını yitirmemeli. Türkiye’nin amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, Doğu Akdeniz’de bir tatbikatta görülüyor.

İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısında, Türkiye’ye yakın Ebu Zuhur hava üssünü vurması, Türkiye açısından sıradan bir Suriye hadisesi değildir. Mesele tek bir üs değil; Türkiye’nin hemen güneyindeki güvenlik mimarisini kimin şekillendireceğidir. İsrail, Türkiye’nin Suriye’de nerede ve ne ölçüde askerî varlık gösterebileceğine kendisinin sınır koyabileceği mesajını veriyor; Ankara’nın kabul edemeyeceği nokta budur. İsrail’in güvenlik kaygılarını reddetmiyorum: İsrail halkının güven içinde yaşama hakkı, her halk kadar vardır. Fakat İsrail’in güvenliği komşularının güvenliğinin başladığı yerde sona erer. Türkiye’nin Suriye ile nerede, nasıl ve hangi ölçüde askerî işbirliği yapacağına Tel Aviv değil, Ankara ve Şam karar verir.

“Türkiye Konuşur, Sonuç Çıkmaz” Algısı Kırılmalı

Asıl mesele caydırıcılık itibarıdır. İsrail siyasetinde ve medyasında zaman zaman yansıyan tehlikeli kanaat şu: Türkiye sert konuşur, protesto eder, Washington’u devreye sokar ama sonunda sahada fazla bir şey değişmez. Bu algı kırılmalıdır. Çünkü caydırıcılık yalnız sahip olduğunuz askerî güç değildir; karşı tarafın o gücü gerektiğinde kullanacağınıza inanmasıdır. Kırmızı çizgiler sürekli ilan edilir, fakat ihlal edildiğinde karşı tarafın maliyet hesabı değişmezse, bir süre sonra kırmızı çizgiler anlamını kaybeder. Türkiye’nin hedefi İsrail’le savaşmak değil, İsrail’in Türkiye hakkındaki risk hesabını değiştirmek olmalıdır. Bir sonraki operasyon planlanırken soru “Erdoğan ne söyleyecek?” değil, “Türkiye ne yapacak?” olmalıdır.

Sessiz Sedasız da Karşılık Verilir

Bunun için megafon diplomasisine gerek yok. Hatta devletler bazen en etkili karşılığı sessiz verir. Türkiye’nin attığı her adımı ilan etmesine, askerî hazırlıklarını televizyon ekranlarında tartışmasına veya hangi kartı ne zaman kullanacağını önceden açıklamasına gerek yok. Askerî konuşlanma, istihbarat, elektronik harp, hava savunması, diplomatik koalisyonlar, ekonomik araçlar ve enerji diplomasisi sessiz sedasız ilerleyebilir. Karşılık ciddi, orantılı, hukuka uygun ve gerektiğinde şaşırtıcı olmalıdır. Zamanını ve yerini de Türkiye........

© yetkinreport.com