menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara NATO Zirvesi: Güvenlik Vardı, Peki Barış?

10 0
09.07.2026

Ankara NATO Zirvesi: Güvenlik Vardı, Peki Barış?

Güvenlik kuşkusuz hayati öneme sahiptir. Ancak güvenlik ile barış aynı kavram değildir. Ankara Zirvesi savunma açısından önemli kararlar aldı. Ancak geride daha temel bir soruyu bıraktı: barış nasıl inşa edilebilir?

Ankara, 7–8 Temmuz tarihlerinde NATO’nun son yıllardaki en önemli zirvelerinden birine ev sahipliği yaptı. Zirvenin sonunda yayımlanan Ankara Bildirgesi de NATO’nun önümüzdeki yıllara ilişkin stratejik önceliklerini açık biçimde ortaya koydu.

İlk bakışta bildirge oldukça güçlü bir mesaj veriyor. NATO, birlik, dayanışma ve kolektif gücünü “barışın, güvenliğin ve refahın temeli” olarak tanımlıyor. Barış kavramı metnin birçok yerinde tekrar ediliyor.

Ancak bildirgenin tamamı dikkatle okunduğunda farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Savunma harcamaları, silah üretim kapasitesinin artırılması, yapay zeka destekli savaş sistemleri, yeni nesil füze savunması, siber ve uzay yetenekleri, Ukrayna’ya 70 milyar avroluk askeri destek…

Peki barış nerede? Bu soru ilk bakışta tuhaf gelebilir. Sonuçta NATO bir askeri ittifaktır; elbette güvenliği konuşacaktır. Sorun da tam burada başlıyor. Çünkü uluslararası siyasette giderek güvenlik ile barışı aynı kavrammış gibi kullanmaya başladık. Oysa değiller.

Güvenlik Barış Değildir

Güvenlik kuşkusuz hayati öneme sahiptir.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği, Orta Doğu’nun yeniden istikrarsızlaştığı, hibrit tehditlerin ve siber saldırıların arttığı bir dünyada NATO’nun caydırıcılığını güçlendirmesi son derece anlaşılırdır. Hatta gereklidir. Hiç kimse askeri güvenliğin önemini küçümseyemez.

Ancak güvenlik ile barış aynı kavram değildir.

Güvenlik şu soruya cevap verir: “Savaşı nasıl durdururuz?”

Barış ise farklı bir soru sorar: “Savaşın yeniden çıkmasını nasıl önleriz?”

Birincisi tehditleri yönetmeye odaklanır. İkincisi tehditleri doğuran siyasal, toplumsal ve ekonomik koşulları dönüştürmeye çalışır. Birincisi caydırıcılık üretir. İkincisi güven, meşruiyet ve toplumsal dayanıklılık üretir. Dolayısıyla güvenlik ile barış rakip değil, birbirini tamamlayan iki farklı yaklaşımdır. Ancak biri diğerinin yerine geçtiğinde önemli bir boşluk oluşur.

Ankara Zirvesi ilk soruya güçlü cevaplar verdi. İkinci soruya ise neredeyse hiç değinmedi.

NATO’nun Başarısı ve Eksik Kalan Tarafı

NATO’nun tarihsel rolünü küçümsemek doğru olmaz. İttifak, Soğuk Savaş’tan bu yana caydırıcılık yoluyla Avrupa-Atlantik güvenliğinin korunmasında ve bugün de Ukrayna’nın savunulmasında belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor.

Ancak tam da burada güvenlik........

© yetkinreport.com