YAYLADAN PAZARA CEZA !
TİREBOLU – Bizim çocukluğumuzda yaz tatili valizle değil, kamyon kasasında başlayan yayla yolculuğuyla başlardı. Okul kapanır kapanmaz köyü tatlı bir göç telaşı sarardı. Kışın bitmesiyle birlikte hayvanlarını yaylaya çıkaracak ailelerde hummalı bir hazırlık başlardı.Yatak döşek sarılır, ev eşyaları toplanır, yiyecekler hazırlanır ve kamyona yüklenirdi. Kamyonun bir yanında ev eşyaları, diğer yanında inekler olurdu. Biz çocuklar ise o büyük heyecanın içinde Ayderesi Obası'na doğru yola çıkardık.Obaya kadar yol yoktu. Asıl yolculuk aracın bittiği yerde başlardı. Atlara yük vurulur, bizler yaya yürürdük. Çamurlu patikalar, taşlı yollar ve dere kenarlarından geçerek obaya varırdık. Yorulsak da bizi bekleyen tertemiz hava, çam kokusu, yemyeşil çayırlar ve kuş sesleri her şeye değerdi.Ortaokuldan sonra gidemez olsam da amcamın yaptırdığı yayla evi hâlâ orada duruyor. O ev, çocukluğumuzun, göç yollarımızın ve yayla hatıralarımızın sessiz şahididir.Yayla göçlerinde çobanlar, karların erimesiyle koyun ve ineklerini sürüler hâlinde yaylaya çıkarırdı. Hayvanların boynuna takılan boncuklar, püsküller, aynalar ve çan sesleriyle yolculuk adeta bir şenliğe dönüşürdü. Sislerin içinden yükselen o sesler, Çepni Türkmenlerinden bugüne taşınan kadim bir........
