menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mesele Din Değil, Denetimsiz Güçtür

34 0
16.08.2026

Türkiye, Süleymancılar olarak bilinen yapıya yönelik geniş çaplı bir operasyonu konuşuyor.

Operasyonun hukuki tarafını elbette savcılar ve mahkemeler değerlendirecek. Kimseyi yargı kararı olmadan suçlu ilan etmek bizim işimiz değildir.

Ama bu operasyon bize yıllardır konuşmaktan kaçındığımız çok daha büyük bir meseleyi yeniden tartışma fırsatı verdi:

Türkiye’de tarikatlar ve cemaatler meselesi.

Burada daha ilk cümlede bir çizgiyi kalın biçimde çekelim.

Bu tartışma din tartışması değildir.

İnsanların Allah’a inanması, ibadet etmesi, Kur’an öğrenmesi, çocuklarına dini eğitim vermek istemesi başka şeydir; insanların inançlarını kullanarak ekonomik, siyasi ve bürokratik güç oluşturmak bambaşka şeydir.

İkisini birbirine karıştırırsak en büyük kötülüğü yine dine yaparız.

Bugün Süleymancılar konuşuluyor. Yarın başka bir cemaat veya tarikat konuşulabilir. Türkiye’nin yakın tarihinde FETÖ örneğini yaşadık. Menzil, İsmailağa ve kamuoyunun yakından tanıdığı başka dini yapılanmalar da yıllardır tartışılıyor.

Devletin ölçüsü isim olmamalıdır.

Ölçü hukuk olmalıdır.

Bir vatandaş küçük bir dükkân açtığında vergi levhası çıkarıyor. İşçi çalıştırıyorsa sigortasını yatırıyor. Kazancını beyan ediyor. Maliye kapısını çalabiliyor.

Peki milyonlarca liralık bağış toplayan, yurtlar işleten, şirketlerle ilişkisi bulunan, büyük gayrimenkullere sahip olan, yurt dışında teşkilatlanan dini yapılanmalar için neden aynı şeffaflığı istemeyelim?

Mahalledeki bakkalın hesabını devlet biliyorsa, milyonların döndüğü yapıların hesabını da bilmelidir.

Mesele bu kadar basittir.

Her bağış kara para değildir. Her cemaat mensubu suçlu değildir. Bir tarikata mensup olmak da tek başına suç değildir.

Ancak kaynağı açıklanamayan para varsa devlet sorar.

Vergilendirilmesi gereken kazanç gizleniyorsa devlet sorar.

İnsanlardan baskıyla para toplanıyorsa devlet sorar.

Bir yapı devlet içerisinde kendi adamlarını yerleştirmeye çalışıyorsa devlet sorar.

Çünkü devletin kapısında cemaat kimliği değil, vatandaşlık ve liyakat geçerli olmak zorundadır.

Türkiye bunun bedelini FETÖ’de çok ağır ödedi.

Bir zamanlar okul açıyorlar denildi.

Yurt açıyorlar denildi.

Çocuk okutuyorlar denildi.

Dünyanın dört bir yanında Türkçe öğretiyorlar denildi.

Sonra gördük ki eğitimden emniyete, adliyeden orduya kadar uzanan bambaşka bir örgütlenme ortaya çıkmış.

15 Temmuz gecesi bunun bedelini millet........

© Yeniçağ