menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran gerçeği ve Mossad’a yüklenen hayal kırıklığı

33 0
27.03.2026

İsrail siyasetinde son günlerde Mossad ve onun başındaki isim David Barnea üzerinden yürüyen tartışmalar, aslında sadece bir istihbarat başarısı ya da başarısızlığı meselesi değil. Yonah Jeremy Bob tarafından kaleme alınan analizde de dikkat çekildiği gibi, ortada daha derin bir sorun var: İran’ı anlamamakta ısrar eden bir siyaset aklı.

Bugün İsrail’de bazı siyasi aktörlerin, İran konusunda beklentilerinin karşılanmamasını Mossad’a yüklemesi, gerçekte bir “istihbarat zaafı”ndan çok, bir “algı zaafı”na işaret ediyor. Çünkü sorun, İran hakkında yeterince bilgiye sahip olmamak değil; o bilgiyi kabullenmemek.

Zira İran, uzun süredir Batı ve İsrail siyasetinde karikatürize edilmiş bir ülke olarak ele alınıyor. İçten çökmeye hazır, halkı rejime karşı ayaklanmak için fırsat kollayan, dış baskıyla kolayca yön değiştirecek bir yapı gibi sunuluyor. Oysa sahadaki gerçeklik, bu anlatının oldukça dışında.

Analizde Mossad’ın “incelikli değerlendirmelerinin” göz ardı edildiği vurgulanıyor. Bu aslında kritik bir itiraf. Çünkü bu değerlendirmeler büyük ihtimalle şu gerçeği söylüyor: İran, dışarıdan bakıldığı kadar kırılgan değil.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Eğer Mossad gibi bir kurum bile İran konusunda daha temkinli ve sınırlı beklentiler öneriyorsa, siyaset neden hâlâ “rejim değişikliği” gibi maksimalist hedeflerde ısrar ediyor?

Cevap basit ama rahatsız edici: Çünkü İran’ı anlamak yerine, onu olduğu gibi görmek yerine, onu görmek istedikleri gibi hayal ediyorlar.

Oysa İran, sadece bir devlet değil; aynı zamanda........

© Yeniçağ