menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GEÇ Mİ KALDIK?

37 0
27.04.2026

Eylül 2022’de Türkiye’nin dış politika ekseni tartışılırken gündeme bir kez daha “Şanghay Beşlisi” girmişti. Aslında doğru adıyla Şanghay İşbirliği Örgütü olan bu yapı, Türkiye açısından yeni bir başlık değildi. Ancak o dönemde hem Cumhurbaşkanı’nın hem de Devlet Bahçeli başta olmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi çevresinin bu konuyu daha güçlü bir şekilde dillendirmesi dikkat çekmişti.

Bahçeli, 2022’de yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde yaşanan sorunlara işaret ederek alternatif arayışların meşru olduğunu vurgulamış, “çok kutuplu dünya” vurgusunu öne çıkarmıştı. Bu açıklamalar o gün için bazı kesimler tarafından “eksen kayması” tartışmalarıyla eleştirilmişti. Ancak bugün geldiğimiz noktada, aynı başlıkların yeniden ve hatta daha sert bir tonla gündeme taşındığını görüyoruz.

Peki bu bir öngörü müydü, yoksa zaten görünür olan bir kırılmanın doğal devamı mı?

2022’ye geri döndüğümüzde aslında dünya zaten bir kırılmanın içindeydi. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile başlayan süreç, küresel dengeleri sarsmıştı. Enerji hatları, tedarik zincirleri, askeri bloklar yeniden konuşuluyordu. Türkiye ise coğrafi konumu gereği bu fay hatlarının tam ortasındaydı. O gün yapılan “Şanghay” vurgusu, bir yönüyle bu yeni dünyanın erken okuması olarak görülebilir.

Ancak mesele sadece dış politika değildi. Asıl dikkat çekici olan, bu söylemin iç politikaya bakan yönüydü.

Bahçeli’nin 2022’deki açıklamalarında “Türkiye yalnız değildir” vurgusu sıkça tekrarlandı. Bu ifade, sadece uluslararası ilişkiler açısından değil, aynı zamanda iç kamuoyuna dönük bir psikolojik mesaj niteliği taşıyordu. Çünkü o dönemde de Türkiye’de ciddi bir kutuplaşma, ekonomik sıkıntılar ve siyasi gerilimler vardı. Yani dışarıda yeni ittifak........

© Yeniçağ