Herkes gider Mersin’e biz tersine mi gidebilir miyiz?
Ekonomistlerimiz Fed’in faiz kararlarını düzenli olarak gündem ederler. Ederler etmelerine de gerçekten bu kararlar; bakkal amcayı, yeni mezun genci, esnafı, müteahhitti, kredi kartı borçlusunu, ev kredisi almak isteyenleri, işletmesine para arayanları etkiliyor mu? Yani bize ne Fed’in kararından gibi düşünebilir miyiz? Aslına bakarsanız geçmiş yıllarda çok da milletin bu gündemleri takip ettiği söylenemez. Ama bugüne geldiğimizde kazın ayağının paranın kaynağına bağlı olduğunu anlayan insan sayısı da az değil.
29 Temmuz 2026’da Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Açıklamada ekonomi “sağlam tempoda” büyüyor, istihdam dengeli, verimlilik ve yatırımlar güçlü denildi. Ancak enflasyon hâlâ yüzde 2 hedefine göre yüksek ve kısmen de İran kaynaklı enerji şoklarıyla besleniyor. Enflasyonun yumuşak hedef olmadığı ve gerekirse harekete geçileceği açık. Bu, üst üste beşinci pas kararı oldu.
Küresel piyasalarda karar, büyük sürpriz yaratmadı ama belirsizliği de azalttığı söylenemez. ABD tahvil getirileri yükseliş eğilimini koruyor. Uzun vadeli faizler enflasyon endişesiyle hareket ediyor. Dolar, faiz indirimi beklentilerinin geri çekilmesiyle görece destek buldu. Gelişmekte olan piyasalarda ise etki çift yönlü. Faizin sabit kalması bazı para birimlerine kısa soluk veriyor ancak olası faiz artışı riski de kalkmadı.
Enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve jeopolitik riskler, küresel enflasyon görünümünü bulandırıyor. ABD ekonomisinin dayanıklılığı (düşük işsizlik, sağlam büyüme) emtia ve imalat talebini desteklerken, yüksek faiz ortamı borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Özellikle yüksek dış borçlu veya cari açık veren ülkelerde finansman koşulları sıkı kalmaya devam ediyor. Bu şu anlama geliyor; küresel........
