menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet” çağrısı ve Türkiye’nin kaos içindeki konumu

22 0
03.03.2026

Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet” çağrısı ve Türkiye’nin kaos içindeki konumu

Ortadoğu yeniden yanıyor.

’in ’ı doğrudan hedef aldığı bir senaryo —ki bu, uzun süredir vekâlet savaşları üzerinden yürüyen gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesi demektir— yalnızca iki ülkeyi değil, bütün bölgeyi sarsar. Böyle bir denklemde ’nin iç siyasette tartıştığı “yeni süreç” ve “demokratik entegrasyon” başlıkları artık salt iç hukuk meselesi olmaktan çıkar; doğrudan jeopolitik bir anlam kazanır.

Çünkü Ortadoğu’da hiçbir iç reform paketi, bölgesel güç mücadelesinden bağımsız değildir.

ABD’nin İsrail’le birlikte İran’ı hedef aldığı bir tablo, üç büyük sonucu beraberinde getirir:

Enerji hatları riske girer.

Vekâlet unsurları harekete geçer.

Sınır ülkeleri doğrudan baskı altına girer.

Türkiye tam da bu üçüncü kategoridedir. NATO üyesidir, Batı ittifakının parçasıdır; fakat aynı zamanda İran’la sınır komşusudur, Irak ve Suriye sahasının tam ortasındadır ve Kürt meselesi bölgesel denklemle doğrudan bağlantılıdır.

Böylesi bir ortamda Abdullah Öcalan’ın “demokratik cumhuriyet”, “demokratik entegrasyon”, “özgür yurttaşlık” gibi kavramlarla bezeli mesajı artık yalnızca ideolojik bir metin değildir. Bu metin, bölgesel türbülansın ortasında Türkiye’nin iç bütünlüğünü yeniden tarif etme iddiasıdır.

“İKİNCİ CUMHURİYET” İMASI VE JEOPOLİTİK OKUMA

Öcalan’ın “demokratik entegrasyon en az cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir” ifadesi, açık biçimde tarihsel bir eşik çağrışımı yapıyor. Bu, bir reformdan öte kurucu bir yeniden tanımlama önerisidir.

Ancak sorulması gereken soru şudur:

Bu öneri, Türkiye’nin iç barışını mı hedefliyor; yoksa bölgesel bir yeniden yapılanma sürecine mi eklemleniyor?

Ortadoğu’da haritalar fiilen değişmese bile, statüler........

© YeniBirlik