menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pozitif muhalefet: Herkese karşı herkesle birlikte

28 0
11.10.2026

Türkiye’nin ve bölgenin içine değil de, müzakere sürecinin içine bakarsak bazı olumlu adımlarla bazı olumsuz adımları birlikte görürüz.

Olumlu adımları abartanlar uyuşturucu “beklentilere”, olumsuz adımları abartanlar da “umutsuzluğa” yol açarlar. Her iki eğilim müzakere sürecini olumsuz etkiler.

Müzakere sürecinin içine bakmakla yetinmek bu iki olumsuz eğilime yol açtığı gibi, müzakere süreciyle ilgili “ne yapmalı” sorusuna cevap vermeyi de engeller. Müzakere sürecinin penceresinden Türkiye’ye ve bölgeye bakmalıyız.

Şu anda hepimiz, müzakere sürecinin sonuç vermesini Öcalan’ın özgürlüğüne bağlıyoruz. Öcalan özgür çalışır bir statüye sahip olmadan müzakere sürecinin ilerlemeyeceğini sürekli anlatıyoruz. Ben de dahil hepimiz “demokratik entegrasyon ve yerellerin merkezden özerkliği sürecini” Öcalan’dan başka hiç kimsenin yönetemeyeceğini sürekli açıklıyoruz.

Haklıyız. Gerçeği dile getiriyoruz.

Ama sürecin nasıl yönetileceğini ifade etsek bile Öcalan’ın nasıl özgür olabileceğini gerçekçi bir alternatif çözümle anlatamıyoruz. Çünkü bu aşamada ne devlet, ne iktidar ne de sistem içi muhalefet Öcalan’ın özgürlüğünü kabule kesinlikle hazır değil. Sonuçta “Öcalan hâlâ tecritte” diyerek “negatif muhalefet” söylemine kendimizi mahkum ediyoruz.

“Negatif muhalefet” yazımın başında ifade ettiğim iki olumsuz sonuçtan başka sonuç üretemez: Ya sürecin olumlu yanlarını abartarak “beklemeye” yani “pasif muhalefete” yol açar ya da olumsuz yanları abartarak “müzakere” yerine “mücadele”ye, yani “aktif muhalefete” çağrı yapar.

“Pasif muhalefet” de, “aktif muhalefet” de bu aşamada “negatif muhalefettir”. Biri devletten ve iktidardan “şikayet” etmeye, gelişmeyi onlardan beklemeye ve diğeri ise müzakereden vazgeçmeye devlete ve iktidara savaş açmaya götürür. Birinci eğilim devletin ve iktidarın iç ve dış politikasını ve bu politikanın “içte barış” hedefiyle taban tabana zıt olduğunu hesaba katmaz, ikinci eğilim ise bugünkü iç ve dış somut şartlarda kendi güçsüzlüğünü görmez.........

© Yeni Yaşam