Yapay zekâ: Genel değerlendirme
19.yüzyıldaki sanayi devrimiyle birlikte insanlığa yenilikler ve daha rahat yaşam imkânları sunabilen kapitalizm, günümüzde artık insanlığın ihtiyacı olan yeni şeyleri sunma yeteneğini kaybetti. Bunların yerine yapay zekâ gibi gerçekte insanlığın ihtiyacı olmayan şeyleri dayatmaya başladı.
Oysa bugün bazı büyük ekonomiler çok ciddi bir finansal kriz riski ile karşı karşıya. Örneğin ABD ekonomisi şu anda, beklentilerin altında performans gösteren ve birçok alanda azalan getiri noktalarına ulaşan, aynı zamanda çevreye de çok zarar veren, yeni gelişen yapay zekâ endüstrisinin devasa balonunda dengede durabiliyor. Kuşkusuz bu durum emekçilerin hayatlarını anlamlı bir şekilde iyileştirmediği gibi, işsiz bırakmak gibi sonuçlarla, daha da kötüleştirici bir potansiyel taşıyor.
Küresel gelir ve servet eşitsizliği yapay zekâ ile daha da artacak
Ayrıca, dünya çapında olmak üzere, gelir ve servet eşitsizliği kapitalizmin tarihinde, daha önce hiç görülmemiş ölçüde, arttı.
Öyle ki Oxfam(1), 2023 yılında (önceki üç yıl içinde) dünyanın en zengin beş erkeğinin servetlerinin toplamının iki katına çıktığını açıkladı. Aynı yıl borsalarda biriken servetin yüzde 80’i, hisse senedi sahiplerinin yüzde 2’si tarafından kontrol ediliyordu. Buna karşılık, dünya çapında neredeyse beş milyar insan daha da fakirleşti ve artık geçim zorluğu ve açlık, milyarlarca insanın günlük yaşamını belirler hale geldi.
Diğer yandan, dev küresel tekeller (özellikle de teknoloji ve fosil yakıt şirketleri), işçileri daha fazla sömürerek, vergi kaçırarak, kamusal mal ve hizmetleri metalaştırıp ticarileştirerek, iklim çöküşünü hızlandırarak ve otoriter rejimleri destekleyerek sahnedeki yerlerini alıyorlar.
Otomasyon işçi ücretlerinin payını azalttı
Bu gelişmelerin asıl olarak vücut bulduğu ABD’de işçi sınıfının (1967’den 2002’ye kadarki süreçte) milli gelirden aldığı pay ortalama yüzde 64 idi. Ancak “dotcom çöküşü”, “küresel finans krizi” ve “kısa süreli Covid resesyonunun” ardından keskin bir düşüş yaşayarak, yüzde 53-55 civarına geriledi. Bu durum, sonrasında otomasyonun ilerlemesiyle üretim sürecinde işgücünün rolünün azalmasıyla daha da kötüleşti. Kuşkusuz bu gidişat ortalama kâr oranlarının rekor seviyeye çıkmasında etkili olan en büyük faktörlerden biri oldu, Kâr oranı Covid-19 sonrası yaklaşık yüzde 21 idi ve şu anda yüzde 20 civarında seyrediyor. Oysa 1997’de kâr oranı yüzde 5,5 ve 2008 küresel finansal krizi sonrasında yüzde 18,5 idi. (2)
Ekonomik merkezileşme ve politik merkezileşme el ele gidiyor
Özetle, büyük balıklar küçük balıkları yiyip bitirdiler ve giderek kontrol edilemez köpekbalıkları haline geldiler. Onlar hem ekonomik bir güç hem de devlet gücünü kontrol eden Siyam İkizleri gibiler ve yeni bir rantçı veya kast sistemine doğru ilerliyorlar. Bu nedenle de müesses nizamın çıkarları açısından, ekonomideki tekelleşme ve sermayenin temerküzü (sıcak bir üçüncü dünya savaşı olasılığı altında), daha fazla politik ve militarist merkezileşme ile garanti altına alınmalıydı. (3) Dünyadaki otoriter-faşist ve militarist yükseliş aslında bunun bir kanıtı.
Yapay zekâ teknolojisi ise bu kötücül gidişatı sağlamlaştıracak en önemli araçlardan biri olarak işlev görmeye başladı. Yani çürümekte ve çökmekte olan kapitalizmde bugün, mevcut tüm finansal araçla yüceltilen mevcut yapay zekâ efsanesi endişe verici bir eğilimin en ileri noktası konumunda.
Teknoloji iyice gericileşen kapitalizmin hizmetinde
1890-1970 dönemi; Emperyalizm Teorisi ve Görelilik Teorisi’nden Kuantum Teorisi’ne ve DNA’ya kadar, ağrı kesiciler, anestetikler ve lazer cerrahisi gibi büyük keşiflerin yapıldığı bir dönemdi. Ondan sonra ise, esas olarak çok daha gelişmiş toplu katliamlar ve gözetim, ayrıca özel hayatın gizliliğini ve radikal muhalefeti yok etmek için bilgisayarlarında muazzam miktarda veri barındıran devasa şirketler sahneye çıktı. (4)
Bu bağlamda bugün geliştirilen yapay zekânın, bir kurtarıcı değil, mevcut insanlık dışı değer sistemindeki güçlerin büyük çapta bir çoğalması olduğunun altının çizilmesinde fayda var. Yani yapay zekâ dünya çapında yönetici sınıfların kullanıma hazır bir aracı ve maddi ve bilişsel yıkıma yol açıyor.
Yapay zekâ tırmanan faşizmi güçlendiriyor
Yapay zekâ pratikte, kişisel özgürlüğe karşı yoğun bir şekilde kullanılıyor. İnsan yaşamı ve ölümüyle ilgili en önemli kararlar, giderek daha fazla ham yapay zekâ girdisine öncelik verilerek alınıyor. Bu da zaten kirli hava, su ve iklim yıkımı şeklinde üzerimize çöken ve daha büyük savaşlara yol açan, nihayetinde herkesin kontrolünden çıkan bir haydut kapitalizm gerçekliğinin olasılığını artırıyor. Bu durum, aynı zamanda, tırmanmakta olan faşizmin gücünü de katlıyor. (5)
Öyle ki insanlar sohbet robotlarıyla güçlü duygusal bağlar kuruyor ve bu da bazen yalnızlık duygusunu daha da şiddetlendiriyor. Bazıları ise her gün saatlerce sohbet robotlarıyla konuştuktan sonra psikolojik ataklar geçiriyor.
Mamafih, ortaya çıkan kanıtlar hem yasa koyucuların hem de temel modelleri tasarlayan teknoloji şirketlerinin daha fazla dikkatini çekmesi gereken daha geniş bir maliyet olduğunu da gösteriyor.
Nitekim, New York Times’ta yayınlanan bir makale, “üretken yapay zekâ sohbet robotlarının komplo teorilerine saplanıp, çılgın, mistik inanç sistemlerini destekleyip desteklemediğini” araştırdı. Sonuç olarak, bazı insanlar için bu teknolojiyle yapılan sohbetlerin gerçekliği derinden çarpıtabildiği görüldü. (6)
İnsanın yapay zekaya ihtiyacı var mı?
Aslında emeği ile geçinen ve doğaya ve insan haklarına saygılı olan hiç kimse üretken yapay zekâya ihtiyaç duymaz. Çünkü çevrimiçi arama işlevleri ve kendimiz için yazma ve sanat yapma becerisiyle gayet iyi idare edebiliriz. Sadece sığ ve boş insanlar, bir arkadaş gibi bir sohbet robotuyla konuşma, bir........
