Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!
Siyasal iktidarın son yıllarda arkasına sığınabildiği (ama toplumun büyük bir kısmı için herhangi bir anlamı olmayan) tek gösterge olan ekonomik büyüme tahmini ile başlayalım.
OECD 2026 yılında Türkiye ekonomisinin ancak yüzde 3,3 büyüyebileceğini öngörüyor. (1) Ancak bu tahmin yapıldığında ABD/İsrail-İran savaşı henüz başlamıştı. Dolayısıyla, bu savaşın yaygınlaşarak sürmesi halinde bu rakamın daha da düşmesi kaçınılmaz olacak. İçerde ise izlenen düşük gelir ve ücret politikaları nedeniyle iç pazara dayalı yüksek bir büyüme sağlayabilmek zor. Yatırımlar cephesinde ise uzunca bir süredir yaprak kımıldamıyor. Hatta tekstil firmaları tesislerini söküp Mısır gibi ülkeler gittiler.
Özetle, Türkiye ekonomisi yıllardır alışkın olduğu yüzde 4-5 aralığındaki ekonomik büyümesinden çok farklı bir görünüm sergiliyor. Yeni normal artık yüzde 2-3 aralığında sürünen bir büyüme.
Enerji kullanımının GSYH içindeki payı
Türkiye’de petrol ürünleri ve doğal gaz tüketiminin milli gelir içindeki payı yüzde 3. Bu tüketim, ortalama tüketici sepetinin yüzde 7’sini oluşturuyor. Ancak yoksullar ve zenginler açısından önemli bir fark söz konusu: En düşük gelirli yüzde 20’lik nüfusun enerji malları tüketiminin toplam tüketim sepeti içindeki payı yüzde 7,5 iken; en zengin yüzde 20’nin payı bunun yarısı kadar: yüzde 3,5. (2)
Yani savaş nedeniyle artan enerji faturası toplumu eşit ölçüde etkilemiyor. Zenginler bu fiyat artışlarından çok daha az etkilenirken, yoksullar çok daha fazla etkileniyor. Yani gıda yoksulluğunu artık enerji yoksulluğu da izliyor.
Bu nedenle de acilen yoksul ailelere ve düşük gelirli gruplara, enerji sübvansiyonu desteği verilmeli ve/veya enerji fiyatlarına bir üst sınır getirilmelidir.
Cari açık ve dış ticaret açığı:
Türkiye ekonomisinin en yumuşak iki karnından biri cari açık, diğeri ise bütçe açığı. ABD/İsrail-İran savaşının da etkisiyle dış ticaret açığı ve cari açık daha da arttı. Örneğin şubat ayı itibarıyla yıllık olarak dış ticaret açığı 73,2 milyar dolara, cari açık ise 35,4 milyar dolara yükseldi. Aylık olarak 2025 yılı şubat ayında 5,2 milyar dolar olan cari açık bu yılın şubat ayında 2,3 milyar dolar artarak 7,5 milyar dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı bu yılın mart ayında yüzde 66,1’e geriledi. Geçen yıl aynı ayda bu oran yüzde 76,5 idi. (3)
Yani bir süredir iç talebi baskılayarak ihracata yönelmeye çalışan Türkiye kapitalizmi savaş öncesinde de ihracatta sorunlar yaşıyor ve artışı önlenemeyen ithalat yüzünden dış ticaret açığı ve cari açık veriyordu. Bu durum savaş ile birlikte daha da kötüleşiyor. Zira ülkenin en büyük pazarı olan Avrupa ekonomisi,........
