Vasallığın bedeli
Almanya ve dolayısıyla Avrupa’nın militarist dönüşümü genellikle ABD’nin geri çekilmesiyle ve “Rusya’ya karşı güçlenme zorunluluğu” ile gerekçelendiriliyor. Avrupa’daki egemen sınıflar ABD’nin geri çekilmesini hem bir zafiyet hem de bir fırsat olarak değerlendiriyorlar. Ancak ABD sadece Avrupa’dan geri çekilerek askeri güçlerini başta Hint-Pasifik bölgesi olmak üzere, farklı coğrafyalara yönlendirmiyor. Aynı zamanda Avrupalı müttefiklerini ekonomik açıdan disipline ederek ve sırtlarına yeni “görevler ve sorumluluklar” yükleyerek hegemonik konumunu güçlendirmek istiyor.
Sadece Almanya’ya bakmak ABD vasalı olmanın bedelinin ne denli büyük olduğunu görmeye yetiyor. Örneğin Almanya 2022’ye kadar doğal gaz ihtiyacının yüzde 52’sini Rusya’dan temin ediyordu. 2022 sonrasında ise doğal gaz ihtiyacını ABD’nin likit gazı ile karşılamaya başladı. 2025’e gelindiğinde Almanya doğal gaz ihtiyacının yüzde 96’sını ABD’den karşılamaktaydı. Almanya bu son derece pahalı ve bağımlılık üreten durumu sınırlayabilmek için, 2026 Şubat’ında Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan ile uzun vadeli sözleşmeler imzaladı. Almanya böylelikle daha fazla tedarikçi sağlayarak ABD’den yapılan likit doğal gaz ithalatını azaltmayı amaçlıyordu. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları saldırı savaşı bu hesapları boşa çıkardı.
Enerji taşıyıcıları konusunda Avrupa’yı kendine bağımlı hale........
