Ezberler bozulmalı şablonlar kırılmalı
Dünya, sadece gördüğümüzden ibaret değil; daha çok, bize öğretilenlerle örülmüş bir algı hapishanesidir.
İnsan zihni, belirsizliğin tekinsiz sularında boğulmamak için kendine güvenli limanlar inşa eder. Bu limanlar; gelenekle, eğitimle ve içine doğduğumuz sosyopolitik iklimle örülen düşünce şablonlarıdır. Ancak zamanla bu şablonlar, dünyayı anlamlandırmamıza yarayan pencereler olmaktan çıkıp, gerçeği sadece belirli bir açıdan görmemize izin veren dar mazgallara dönüşür. Zihin haritamızda gidilemez olarak işaretlenen her yol, aslında toplumsal özgürleşmemizin önündeki birer barikattır.
Zihnimiz sürekli şablonlar oluşturur. Bu şablonlar, dünyayı algılamamızı kolaylaştıran birer “zihin haritası” işlevi görür. Ancak bazen bu haritalar, yolumuzu bulmamızı sağlayan rehberler olmaktan çıkıp, bizi aynı çıkmaz sokaklara hapseden görünmez duvarlara dönüşür. Bireysel zihnimizde başlayan bu katılaşma, zamanla toplumsal dokunun hücrelerine sızarak kolektif bir durağanlığa yol açar.
Düşüncede gerçek bir derinleşme, sadece bu şablonları fark etmek değil, onları bir sarsıntıyla yerinden oynatabilme iradesidir. Zira toplumsal değişim, statükonun o ağır uykusundan uyanan bireyin, zihnindeki hayali sınır çizgilerini ihlal etmesiyle başlar.
Zihin haritamızı değiştirmek, sadece yeni bilgiler edinmek değil, bildiklerimizi yeni bir gözle, vicdanın terazisinde........
