Sürecin stratejik ikilemi ve stres testleri
22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan süreç, 27 Şubat 2025’te Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla süreç hem adını hem anlamını bulmuştu. Süreci ultra milliyetçi ve tepki oylarına talip olan birkaç irili ufaklı parti hariç hemen her siyasi parti destekledi, desteklemeye devam ediyor.
Özellikle ideolojik-politik olarak iki zıt parti olmalarına ve sürecin menzili itibariyle farklı şeyler anlamasına rağmen reel-politikte benzer amaçlara sahip MHP ve DEM Parti’nin ortak paydaları vurgulayarak sürece dahil olması, Türkiye’deki çatışma çözüm arayışlarında bir ilk olarak kayda geçiyor. İki parti de sürecin başlaması ve başarıya ulaşmasında temel motivasyonu Orta Doğu’daki gelişmeler üzerinden formüle ediyor. Ancak Türk milliyetçiliğinin merkezi taşıyıcısı MHP ile Kürtlerin temsiliyetini taşıyan sol-sosyalist DEM Parti arasındaki bu sonuç benzerliği, ortak bir gelecek tahayyülü anlamına gelmiyor. İki farklı siyasal tahayyül olduğu gerçeği apaçık ortada. Biri süreci “Terörsüz Türkiye Süreci” diğeri ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak ifade ediyor.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne temelde iki yaklaşım söz konusu. Bu iki yaklaşım sadece partiler arasında değil, partilerin kendi içerilerindeki kişi ve klikleri de ayırıyor. Fakat genel hatlarıyla aynı menzile bakan ama hem yolu farklı ölçen hem de menzildeki manzarayı farklı gören iki temel parti olarak DEM Parti ve MHP benzer bir stratejik ikilem yaşıyor. Bu stratejik ikilem kapsamında, 11 Temmuz 2025’te silahların yakılmasından bu yana her iki parti de stres testlerinden geçiyor.
Dünya deneyimleri ve Türkiye deneyimi barış arayışlarının güçlü liderlere ve yetkilerini kullanabilen siyasi otoritelere ihtiyaç duyduğunu........
