Savaşın hangi tarafındayız?
Bahman Nirumand’ın İran: Soluyor Çiçekler Parmaklıklar Ardında kitabını okuduğumda 17-18 yaşlarında, lise son sınıfta okuyan bir öğrenciydim. Ne Mahabad Cumhuriyeti’ni duymuştum, ne de İran hakkında coğrafya bilgisi dışında pek bir bilgim vardı. Sadece TRT’de haberlerde geçen rutinleşmiş Irak-İran Savaşı haberleriyle sınırlıydı bildiklerim. Nirumand, kitabında Şah dönemi İran’ın son dönemlerini, komünistlerin ve İslamcıların ittifakını anlatıp, Şah’ın kaçışını ve Humeyni’nin Paris’ten bir uçağa atlayıp, gelip devrimin başına oturmasının sosyolojik ve siyasal tahlilini yaptıktan sonra İslam Devrimi ile birlikte İran’da meydana gelen toplumsal değişime değiniyordu. Biz komünistler eşitlik ve özgürlükler gelecek, kimin iktidara geçtiğinin çok önemli olmadığını düşünüyorduk diye yazmıştı. Humeyni rejiminin, sonrasında ittifak yaptığı komünist TUDEH Partisi’ni kapatması, komünistleri asması, kadınları toplumsal hayatın dışına atması gibi acı verici gözlemlerini aktarıyordu Nirumand.
İran ile ilgili ne zaman bir gelişme olsa, Nirumand’ın kitabında yazdıkları aklıma gelir. ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ile birlikte demokratların, sosyalistlerin bir kesimi savaşın bir tarafı olmak zorunda bir tutum almak gerekiyormuş gibi bir psikolojiye girdiler. Bu taraf da anti-emperyalist duygular ile İran oldu. İsrail ise anti-siyonist duyguları kabarttı. ABD’nin Kore’de başlayıp, Vietnam’da tüm dünyanın gözüne soktuğu vahşi saldırganlığı, Küba’da, Nikaragua’da, Bolivya’da ve dünyanın birçok yerinde kayıtlara geçti. Ayrıca Yunanistan, Arjantin, Haiti ve Türkiye gibi ülkelerde yaptırdığı askeri darbeleri de unutmamalı. Bunlar dış politikaya meraklı herkesin bildiği şeyler. Elbette İsrail’in Filistinli........
