İktidar her yerde!
Söz konusu olan iktidarın korunmasıysa gerisi teferruat! Devlet yönetiminden muhalefet partilerine, sendika başkanlığından muhtarlığa, hepsinde, iktidarda kalmak için yapılanlar aşağıya doğru yayılan kötülüğün, toplumsal çürümenin aynası…
DİSK’e bağlı Genel-iş İzmir 11 No’lu şubede geçen ay yaşanan olaylar beni 17 yıl öncesine götürdü: THY’de örgütlü Hava-İş sendika yöneticilerinin, işçileri sürece katan demokratik ilkeleri kenara iten uygulamaları ve ahlaki yozluklar karşısında bir araya gelen işyeri temsilcileri ve aktif işçilerin oluşturdukları muhalefetin adı Gökkuşağı Hareketi’ydi.
İşçiler 2009 Genel Kurulunda sendika yönetimini değiştirmek için harekete geçtiler. Amaçları, profesyonel sendikacılığa son verecek alternatif bir modelle, eşbaşkanlık şeklinde, işçilerin kendi sendikalarını yöneteceği bir anlayışı yaşama geçirmekti. Mevcut yönetim, işçilerin tepkilerinin haklılığının bilincindeydi ve iktidarını korumak için delege sisteminin kendisine sağladığı olanakları sonuna kadar kullandı. “Solcu”, “Dersimli” Genel Başkan Atilay Ayçin, MHP’li delegelerin oylarını alabilmek için Mehmetçik Vakfı’na o zamanın parasıyla 10.000 lira bağış bile yaptı! Buna rağmen 2009 genel kurulunda oylar eşit çıkınca geçersiz bir oyu kendi lehlerine geçerli kılarak (Sandık Kurulu’nu da tümüyle kendilerinden oluşturmuşlardı) 4 yıl daha iktidarlarını sürdürdüler. Ama 2013 yılındaki genel kurulda, THY yönetiminin yoğun baskıcı müdahaleleri ve Gökkuşağı delegelerinin genel kurula katılımının engellenmesiyle yönetim tümüyle işverenin eline geçti. Genel Başkan Atılay Ayçin, 24 yıl başkanlığını yaptığı sendikayı patronun adamlarına teslim ederken “İçim Rahat, gözüm arkada kalmıyor” diyordu!
Yukarda özetlediğim bu deneyim, sendikacılığı meslek edindikten sonra kendi........
