Gülistan Doku dosyasının çağrıştırdıkları
Gülistanların katledilmesinin önüne geçmek, ülkenin barış ve huzuru için de öncelikli olan Meclis’in devreye girmesi, sürecin gereği olan yasal düzenlemeleri bir an evvel yapmasıdır. Kürt sorunu çözüldüğünde, ülkenin temel demokratikleşme sorunları çözüme kavuşturulduğunda bu tür katliamları yapmaya kimse cesaret edemeyecektir
Birileri abartılı olarak görebilir, komplo teorisi olarak değerlendirebilir. Fakat Türk özel savaş rejiminin uygulamalarına bakıldığında bu tür değerlendirmeler hiç de abartılı olmaz. Özel savaş rejimi her şeyi kendisine göre yontmaya çalıştığı için en olmaz denileni dahi çıkarları için kullanabilir, bundan yararlanabilir.
Bahsini ettiğimiz konu Gülistan Doku dosyasıdır. Bu dosya son altı yıldır bizzat devlet eliyle hasır altı edilen, su yüzüne çıkarılmayan bir dosya oluyor. Son günlerde dosyanın içeriğine ilişkin fazlasıyla yorum, değerlendirme yapıldı, konuyu anlamak için önemli veriler açığa çıktı. Gülistan’ın nasıl bir devlet organizasyonuyla katledildiği bugün için artık karanlık değil. Dün üzerine tahminler yürütülen, analiz edilen durum bugün için tümüyle berraklaşmıştır. Zaten olay bütünüyle berraktı da topluma açık edilmesi zaman aldı.
Kuşkusuz, bu dosyanın bu biçimde kamuoyuna açık edilmesinde iktidar içi çıkar çatışmalarının payı var. İç hesaplaşmalar, ayak kaydırmalar bunda etkili. Mesela, çokça konuşulduğu üzere, Süleyman Soylu ekibine bir operasyon yapıldığı her haliyle görülüyor. Yine bundan daha fazla, oldukça yıpranan yeni ‘Adalet Bakanı’ Akın Gürlek’i parlatma, itibar kazandırma operasyonu olduğu anlaşılıyor. Fakat konu bunlardan mı ibaret, ciddi tartışma konusu. Sadece iktidar içi hesaplaşma, ‘Adalet Bakanını’ kurtarma ile ilgili bir sürece mi........
